Sadakat Yükümlülüğünü İhlal ve Fiziksel Şiddet Uygulama, Boşanmada Eşit Kusur Kabul Edilir
Kadının Sadakat Yükümlülüğünü İhlal Etmesi ve Erkeğin Eşine Fiziksel Şiddet Uygulaması “Boşanmada Eşit Kusur” Kabul Edilmelidir Boşanmada Eşit Kusur: Kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi ve erkeğin eşine fiziksel şiddet uygulaması nedeniyle açılan boşanma davası kapsamında Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davacı-karşı davalı erkek eş yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 174 üncü maddesinde yazılı tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2023/130 Karar No: 2024/147 Karar Tarihi: 06-03-2024 Mahkemesi: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Özel Daire Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 tarihli ve 2021/10252 Esas, 2022/4284 Karar sayılı Bozma kararı Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı kadının tüm istinaf itirazlarının reddine, davacı-karşı davalı erkeğin kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlara yönelik istinaf itirazının kabulüne ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı-karşı davalı erkek eş yararına tazminat ödenmesine, sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. Dava Davacı vekili 07.05.2019 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 30.10.2019 tarihinde evlendiklerini, ortak iki çocuklarının bulunduğunu, davalı kadın eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak çalıştığı işyerindeki bir erkek ile ilişki kurduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velâyetlerin babaya verilmesine ve ayrıca müvekkili yararına 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. Karşı Dava ve Cevap Davalı-karşı davacı vekili 28.05.2019 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, … isimli kişinin müvekkilinin çalıştığı işyerinin yetkilisi olduğunu, bu nedenle telefonla görüştüğünü, sadakat yükümlülüğüne aykırı herhangi bir davranışının olmadığını, karşı tarafın birlik görevlerini yerine getirmediğini, eşine karşı sorumsuz ve ilgisiz davrandığını, fiziksel şiddet uyguladığını, ağza alınmayacak küfürler edip evden kovduğunu ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, çocukların velayetlerinin anneye verilmesine, … yararına 500,00 TL, … yararına 300,00 TL tedbir-iştirak, müvekkili yararına 500,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 15.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli ve 2019/219 Esas, 2020/55 Karar sayılı kararı ile; boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşi ve çocukları ile maddi-manevi olarak ilgilenmediği, buna karşılık kadının da sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, böyle olunca erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki davanın da kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetlerin anneye verilmesine, ortak çocuklardan … yararına 275,00 TL, … yararına 225,00 TL tedbir ve iştirak, kadın eş yararına 350,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 10.000,00 TL maddi ve 8.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İstinaf A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli ve 2020/1140 Esas, 2021/2234 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu kabul edilerek boşanmaya karar verilmişse de yapılan inceleme ve toplanan delillerden, kadın eşin eve başka bir erkek alarak sadakat yükümlülüğünü ihlâl ettiği, tanık…’in beyanından “kadının, üç aydır başka erkek ile ilişkisi olduğunu kendi annesine ve ağabeyine itiraf ettiğinin” anlaşıldığı, bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan olaylarda kadının ağır erkeğin ise az kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının tüm istinaf itirazlarının reddine, erkeğin kusur belirlemesi nafaka ve tazminatlar yönünden ileri sürdüğü istinaf itirazlarının kabulü ile erkek yararına 5.000,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, ağır kusurlu kadının nafaka ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…1-Bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre, özellikle davacı-davalı erkeğe yüklenen eşine karşı fiziksel şiddet uygulama kusurunun sürekli olduğu da gözetildiğinde, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Bu husus gözetilmeden davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 2- Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Erkek yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-davalı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; Özel Dairece her ne kadar erkeğin kadına yönelik fiziksel şiddetinin sürekli olduğuna değinilmişse de buna ilişkin kadın eşin Keçiborlu’da yaşayan anne ve babasının beyanlarına bakıldığında, ifadelerin yer ve zaman içermeyen soyut beyanlardan ibaret olduğu, dolayısıyla bu beyanlara itibar edilerek tarafların eşit kusurlu kabul edilmesinin olanaklı olmadığı, gerçekleşen olaylara göre sadakat yükümlülüğünü ihlâl eden kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. Temyiz A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; boşanmaya sebep olan olaylarda kadın eşin ağır kusurlu olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davacı-karşı davalı erkek eş yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinde yazılı tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 166 ve 174 üncü maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir. 2. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk

