İşçilik Alacağı Davasında Mahkemenin Uyma Kararından Dönme ile Direnme Kararı Vermesi
Yerel Mahkemece Uyma Kararından Dönme ve Direnme Kararı Verilmesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2023/9-356 Karar No: 2023/524 Karar Tarihi: 24-05-2023 Özet: Somut olay değerlendirildiğinde; Özel Dairenin bozma kararına İlk Derece Mahkemesince 19.07.2022 tarihli duruşmada uyulmuş olmakla davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin uyma kararından dönerek önceki kararda direnmesi usulen mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir defa bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra uyma kararından dönülmesinin davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Usulî kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında da kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma kararı gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken uyma kararından dönülerek direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun kararları da aynı yöndedir. (5718 s. K. m. 5, 27) (YHGK 17.02.2022 T. 2019/10-831 E. 2022/158 K.) (YHGK 11.11.2021 T. 2021/10-601 E. 2021/1398 K.) Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği karar davalı vekilinin temyizi nedeniyle Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin yurt dışı projelerinde 2008-2014 yılları arasında boyacı formeni olarak kesintisiz çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yurt dışında geçen çalışmalarına ilişkin alacak talebinde bulunması nedeniyle iş ilişkisinin yabancılık unsuru taşıdığını bu nedenle yabancı hukukun uygulanması gerektiğini ayrıca alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2018/350 Esas, 2019/527 Karar sayılı kararı ile İş Hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun\’un 5 inci maddesindeki düzenleme gereği Türk vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi ya da şirketin yurt dışındaki yabancı şirket ile organik bağı delillendirildiğinde Türk İş Hukukunun uygulandığı, organik bağ içinde olan Türkiye’deki kişi veya kişilerin de işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulduğu, davalı şirketin yurt dışındaki inşaat şantiyelerinde 12.06.2008-30.09.2014 tarihleri arasında toplam 4 yıl 8 ay 24 gün en son saat ücreti 5,30 USD ile çalışan davacının iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdiği, iş bitiminin haklı fesih sebepleri arasında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2019/3751 Esas, 2021/2804 Karar sayılı kararı ile; davacının Türk vatandaşı, davalının ise Türk şirketi olduğu, davacının ikametgâhının ve davalı şirketin merkezinin Türkiye\’de bulunduğu, yurt dışı hizmet sözleşmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’na atıfta bulunulduğu gibi davacının mutad işyerinin Türkiye olması nedeniyle geçici olarak yurt dışında çalışmasının bunu ortadan kaldırmayacağı, yapılan işin niteliği itibariyle sözleşmenin belirli süreli olarak düzenlenmesini gerektirir objektif nedenlerin bulunmadığı, hüküm altına alınan alacakların net ücrete göre belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \”…Taraflar arasında iş sözleşmesine uygulanacak hukuk konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır… Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf davalının yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını, ücretinin ABD Doları olarak ödendiğini ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise davacının davalı şirketin Rusya’da bulunan inşaat projelerinde çalıştığını, uyuşmazlığın Rusya Hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davalı vekilinin bu savunmasına değer verilmeksizin, uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış ve istinaf kanun yolu incelemesinde de davalının bu yöndeki istinaf başvurusu; davacı işçinin Türk vatandaşı, davalı şirketin Türk şirketi olduğu, davacı işçinin ikametinin Türkiye\’de, davalı şirketinin merkezinin de Türkiye\’de bulunduğu, örneği sunulan yurt dışı iş sözleşmelerinde 4857 sayılı İş Kanunu’na atıfta bulunulduğu gibi davacının mutad işyerinin Türkiye olması nedeniyle geçici olarak yurt dışında çalışmasının bunu ortadan kaldırmayacağı gerekçe gösterilerek reddedilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı işçinin davalının Rusya’da bulunan işyerlerinde 12.06.2008-30.09.2014 tarihleri arasında 6 dönem fasılalı olarak çalışmıştır. Taraflar arasında tüm çalışma dönemlerine ilişkin olarak yurt dışı iş sözleşmelerinin imzalandığı, 10.06.2008, 23.07.2009, 02.07.2010, 16.01.2012, 24.01.2014 ve 26.05.2014 tarihli belirsiz süreli yurt dışı iş sözleşmelerinin tarafların iş ilişkisindeki hak ve yükümlükleri konusunda feshe ilişkin maddelerinde çalışma mevzuatı bulunan ülkelerde bu mevzuata göre fesih yapılabileceğinin belirtildiği, yine sözleşmelerin 16. maddelerinde de anlaşmazlık halinde uygulanacak mevzuata ilişkin ihtilaf durumunda sözleşme maddelerinde çalışılan ülke mevzuatının geçerli olduğunun belirtildiği hususlardaki ihtilafların çözümünde öncelikle çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının ifade edildiği görülmüştür. Buna göre tarafların iş sözleşmeleri ile hukuk seçimi anlaşması yaptıkları açıktır. Davacı, dava konusu alacakların ait olduğu söz konusu çalışma döneminde davalıya ait Rusya’da bulunan işyerinde çalışmış olup, bu durumda mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı Rusya olduğu sabittir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, MÖHUK’un 27/1. hükmü kapsamında taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında Rusya Hukuku’nun uygulanması gerekmektedir. Hal böyle olunca, gerekirse Rusya Hukuku’nda uzman bir bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle, dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması ve dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…\” gerekçesiyle davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten davacının yabancı hukuk konusunda aydınlatılmadığı gibi talebini Türk Hukukunun uygulanması yönünde sınırlandırdığı, yabancı hukukun uygulanması talebi bulunmayan davacı lehine ve davalı aleyhine hüküm kurulması mümkün olmadığı, taraflar
İşçilik Alacağı Davasında Mahkemenin Uyma Kararından Dönme ile Direnme Kararı Vermesi Read More »

