Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ile Taşınmaz Devrinde Muris Muvazaası İddiasının İspatlanması
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ile Yapılan Taşınmaz Devrinde Muris Muvazaası İddiasının İspatlanması Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2021/234 Karar No: 2023/259 Karar Tarihi: 22.03.2023 Mahkemesi: … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373 üncü maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. Dava Davacı vekili dava dilekçesinde; miras bırakanın 04.08.2010 tarihinde öldüğünü, 19.09.1991 tarihinde noterde düzenlettiği vasiyetname ile tüm mal varlığını kardeşi olan müvekkiline bıraktığını, Mudanya Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/677 Esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin açılmasına karar verildiğini, davalı tarafça vasiyetnamenin iptaline yönelik olarak açılan davanın reddedildiğini ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, murisin 06.07.2010 tarihinde dava konusu 1453 ada 1 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya devrettiğini, bu sözleşmenin ehliyetsizlik, şekle ve ahlâka aykırılık kademeli olarak muris muvazaası nedenlerinden dolayı geçersiz olduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. Cevap Davalı vekili cevap dilekçesinde; ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli ve miras bırakanın da tapudaki işlem sırasında akdi yapacak kadar sağlıklı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan tüm edimlerini tam olarak yerine getirdiğini, edimler karşılıklı olarak ifa edildikten sonra şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, ahlâka aykırılık olarak ifade edilen hususların müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını, muvazaa iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarihli ve 2013/92 Esas, 2016/384 Karar sayılı kararıyla; davada taleplerin terditli olarak ileri sürüldüğü, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre miras bırakanın ölünceye kadar bakma akdi ile satış işlemini yaptığı tarihte fiil ehliyetinin bulunduğu, dolayısıyla ehliyetsizliğe dayalı iddianın sübut bulmadığı; muvazaalı işlem yapıldığı yönündeki iddianın ise ispat edilemediği, tarafların gerçek iradelerine uygun bir sözleşme yapıp sözleşmenin ifasına başlandığı bakım alacaklısının mirasçısı olan davacının şekle aykırılığa dayanmasının hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında kaldığı diğer yandan sözleşmenin taraflarının karı-koca olması ve yapılan işlemin ölünceye kadar bakma akdinden yaklaşık bir ay sonra bakım alacaklısının vefat etmesinin tek başına ahlâka aykırılığı göstermeyeceği gerekçeleriyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İstinaf A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2017 tarihli ve 2017/363 Esas, 2017/391 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre miras bırakan ve kardeşleri arasındaki ilişkinin iyi olduğu, aşamalarda karşılıklı birbirlerine vekâletnameler verdikleri, murisin mal varlığını davacı …’a vasiyet ettiği ve evlendikten sonra ölüm tarihine kadar geçen sürede vasiyetnamenin iptal edilmesi için girişimde bulunmadığı, miras bırakan ile davalının evliliğinin üç buçuk yıl sürdüğü, murisin sağlık durumunun, yaşının ve kanser hastalığının son evresinde olduğundan ölümünün yakın olduğu davalı tarafından yakından bilinir hâlde aynı durumun muris tarafından da tahmin edilebilir olduğu, davalı eşin murisi bulunduğu bu olumsuz durum içinde tapu dairesine götürerek işlem yapmasını sağlamasının ahlâken onaylanabilir olmadığı gibi iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, murisin içinde bulunduğu sağlık koşullarında davalıya karşı koyamayacak durumda olduğu davalının yönlendirmesi ile işlem tesis etmek zorunda kaldığı iradesinin sakatlandığı, işlemin yapıldığı koşullara göre dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırılığın söz konusu olduğu, kanser hastalığının son döneminde yakın tarihte ölümün gerçekleşeceği davalı tarafından bilinirken ölümden yirmi yedi gün önce yapılan sözleşmenin ahlâka aykırı olduğu, dolayısıyla murisin yaptığı işlemin içinde bulunduğu şartlara göre bakım amacı taşımadığı amacın davalıya bağış olduğu, bağışın resmî şekilde yapılmadığı, sözleşmeye konu temlikin davalıya daha önce yapılan kazandırmalardan sonra tüm mameleke göre makul sınırda kalmadığından işlemin muvazaalı ve ahlâka aykırılık sebebi ile kesin hükümsüz olduğu, tüm mal varlığının davacının murisine vasiyet edildiği ve mahkeme kararı ile vasiyetnamenin geçerli olduğu hususları dikkate alınarak, tapu kaydının tümü ile iptaline karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle; davacının istinaf talebinin esastan kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. V. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’ın maliki olduğu 1450 ada 1 sayılı parseldeki dava konusu 3 nolu bağımsız bölümü 06.07.2010 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı eşi …’e devrettiği, murisin Gaziantep 2. Noterliğinde düzenlenen 10.09.1991 tarih ve 26892 yevmiye sayılı vasiyetnamesi ile tüm malvarlığını davacı karseşi …’a bıraktığı, anılan vasiyetnamenin iptali için … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/637 E sayılı dosyasında açılan vasiyetnamenin iptali davasının reddedilip derecattan geçerek 07.06.2012 tarihinde kesinleştiği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 22.07.2016 tarihinde mirasbırakanın 06.07.2010 olan temlik tarihinde hukuki ehliyeti haiz olduğunun belirlendiği, mirasbırakan …’ın 04.08.2010 tarihinde öldüğü ve geriye davalı eşi … ile davacı kardeşi … ve dava dışı kardeşleri … ile …’ın kaldığı, davacı …’ın da yargılama sırasında,24.02.2014 tarihinde öldüğü ve mirasçısı …’in yargılamaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun 611. [818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu’nun 511.] maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK md. 614; BK md. 514). Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması

