Trafik Kazası Hukuku

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Yayalara Yol Vermek için Duran Araca Arkadan Çarpma Sonucu Birden Fazla Kişiyi Taksirle Yaralama

Duran Araca Arkadan Çarpma Sonucu Birden Fazla Kişiyi Taksirle Yaralama 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Taksirle yaralama – Madde 89 (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. Madde Gerekçesi Madde metninde, taksirle yaralama suçu tanımlanmıştır. \”Genel Hükümler\” başlıklı Birinci Kitapta yer alan taksire ilişkin hükümler, bu suç açısından da geçerlidir. Yaralama kavramının içeriği bakımından, kasten yaralama suçuna ilişkin gerekçeye bakılmalıdır. Maddenin iki ve üçüncü fıkralarında taksirle yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri düzenlenmiştir. Bu hususlarla ilgili açıklamalar için, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerine ilişkin madde gerekçesine bakılmalıdır. Dördüncü fıkrada, birden fazla kişinin yaralanmasına neden olunması hâlinde, verilecek cezanın alt ve üst sınırı belirlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller – Madde 84 Araç sürücüleri trafik kazalarında; a) Kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme, b) Taşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme, c) İkiden fazla şeritli taşıt yollarında, karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girme, d) Arkadan çarpma, e) Geçme yasağı olan yerlerde geçme, f) Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma, g) Şeride tecavüz etme, h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, i) Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymama, j) Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama, k) Yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama, l) Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma, Hallerinde asli kusurlu sayılırlar. Ancak, kazada bu hareketlerden herhangi biri, kazaya karışan araç sürücülerinden birden fazlası tarafından yapılmış veya kaza bu hareketler dışında kurallarla, yasaklamalara, kısıtlamalara ve talimatlara uyulmaması nedenlerinden doğmuşsa, karayolunu kullananlar için kusur oranı yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir. Yayalara Yol Vermek için Duran Araca Arkadan Çarpma Sonucu Birden Fazla Kişiyi Taksirle Yaralama Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2017/458 Karar No: 2019/270 Karar Tarihi: 02.04.2019 Özet: Sanığın, seyri esnasında yolun yağmur nedeniyle ıslak ve kaygan olduğunu da dikkate alıp hızını yol, hava ve trafik durumuna uyarlaması ve önündeki araç ile takip mesafesinde seyretmeye özen göstermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip yayalara yol vermek için duran diğer sürücünün idaresindeki araca arkadan çarpmak suretiyle kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olması göz önüne alındığında; taksire dayalı kusurunun ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini doğru bir uygulama ise de birisi yaşamsal tehlike geçirecek ve kemik kırığı oluşacak şekilde, diğeri basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmak üzere iki kişinin yaralandığı somut olay ile yaralı sayısının daha fazla ve yaralanmaların daha ağır olduğu olaylar mukayese edildiğinde, temel cezanın alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak belirlenmesi dosya kapsamı, adalet, hak ve nasafet kuralları ve “orantılılık ilkesi” ile bağdaşmamaktadır. İçtihat Metni Kararı Veren Yargıtay Dairesi: 12. Ceza Dairesi Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık …\’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu\’nun 89/4, 62 ve 53/6. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.03.2012 tarihli ve 384-197 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 18.03.2014 tarih ve 15206-6629 sayı ile; “Sanığın idaresindeki araçla gündüz, yakın takip sonucu önündeki araca arkadan çarpması şeklinde gerçekleşen olayda; iki sınır arasında temel ceza tayin edilirken Türk Ceza Kanunu\’nun 3 ve 61. maddelerine uygun olarak hak ve nasafet kurallarına uygun ve eylemle orantılı ceza tayini gerekirken, yaralanmaların niteliği de gözetilmeden alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak ceza verilmesi,\” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Direnme Kararı Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi ise 22.10.2014 tarih ve 364-472 sayı ile; \”…Katılanlar yaşlı kişiler olup katılanlardan …\’ın mevcut yaralanma nedeniyle yaşamsal tehlike geçirdiği, aldığı yaraların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücutta meydana gelen kırığın hayat fonksiyonlarına etki bakımından üçüncü derecede olduğu Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23.03.2011 tarihli ve 4016 sayılı raporda belirtilmiştir. Olayda sanığın tam kusurlu olduğu, gerek katılanların gerekse kazaya karışan diğer araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, bilirkişi ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporlarıyla tespit edilmiştir. Katılan …\’ın da aynı olayda ağır derecede olmamakla birlikte yaralandığı bir gerçektir. Mahkememizce yüz yüzelik ilkesi doğrultusunda gerek sanık gerekse katılanlar dinlenmiş, sanığın tam kusurlu olması, katılanlardan …\’ın yaralanmasının derecesi ve niteliği göz önüne alınarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu\’nun 89. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen cezanın üst sınırının da altında bir ceza takdiri yoluna gidilmiştir. Alt ve üst sınırlar arasında cezanın takdir ve tayin yetkisi, TCK\’nın 61. maddesine göre tamamen Yerel Mahkeme hâkimine ait olup bu takdire karışılması ve takdirde hataya düşüldüğü gerekçesiyle kararın bozulması, hâkimin görevine doğrudan müdahaledir. Yargıtay 12. Ceza Dairesince, herhangi bir ölçü taşımayan soyut kavramlardan hareketle cezanın fazla takdir edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Hakkaniyet ve nasafet kurallarının somut bir ölçüsü yoktur. Bu ölçüyü Yerel Mahkeme hâkimi değerlendirecektir. Aksine hareket edildiği takdirde Yargıtay Ceza Dairelerinin belli suçlarda sınırlar koyması gerekir. O zaman da kanun koyucunun iradesine müdahale edilmiş olunur. Dolayısıyla, mahkememizin cezanın takdir ve değerlendirmesindeki ölçüsünün doğru olduğu kanaatine varılmıştır.\” gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Direnme

Yayalara Yol Vermek için Duran Araca Arkadan Çarpma Sonucu Birden Fazla Kişiyi Taksirle Yaralama Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Sahte Sürücü Belgesi Düzenlenmesi: Resmi Belgede Sahtecilik Suçuna İştirak ve Azmettirme

Sahte Sürücü Belgesi Düzenlenmesinde Suça İştirak ve Azmettirme 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu Özlük hakları ve sorumluluklar – Madde 9 …Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Resmi belgede sahtecilik – Madde 204 (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Madde Gerekçesi Maddede, resmî belgede sahtecilik suçu tanımlanmıştır. Suçun konusu resmî belgedir. Belge, eski dilimizdeki \”evrak\” kelimesi karşılığında kullanılmakta olup, yazılı kâğıt anlamına gelmektedir. Bu bakımdan, yazılı kâğıt niteliğinde olmayan şey, ispat kuvveti ne olursa olsun, belge niteliği taşımamaktadır. Kâğıt üzerindeki yazının, anlaşılabilir bir içeriğe sahip olması ve ayrıca, bir irade beyanını ihtiva etmesi gerekir. Bu yazının belli bir kişiye veya kişilere izafe edilebilir olması gerekir. Ancak, bu kişilerin gerçekten mevcut kişiler olması gerekmez. Bu itibarla, gerçek veya hayalî belli bir kişiye izafe edilemeyen yazılı kâğıt, belge niteliği taşımaz. Kâğıt üzerindeki yazının belli bir kişiye izafe edilebilmesi için, bu kişinin ad ve soyadının kâğıda eksiksiz bir şekilde yazılması ve kâğıdın bu kişi tarafından imzalanmış olması şart değildir. Ancak, bazı belgeler (örneğin poliçe gibi kambiyo senetleri) açısından, belge üzerinde kişinin kendi el yazısı ile imzasının atılmış olması gerekir. Zira, imza, ilgili kambiyo senedinin zorunlu şekil şartını (kurucu bir unsurunu) oluşturmaktadır. Bir kişinin, düzenlediği belgeye başkasının adını yazması ve belgeyi imzalaması durumunda da bir belge vardır; ancak, bu belge sahtedir. Belge altında adı yazılan ve adına imza konulan kişi, gerçek veya hayali bir kişi olabilir. Bunun, belgenin varlığına bir etkisi bulunmamaktadır. Bir belgeden söz edebilmek için, kâğıt üzerindeki yazının içeriğinin hukukî bir kıymet taşıması, hukukî bir hüküm ifade eylemesi, hukukî bir sonuç doğurmaya elverişli olması gerekir. Resmî belge, bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği olarak düzenlenen yazıyı ifade etmektedir. Bu itibarla, düzenlenen belge ile, kamu görevlisinin ifa ettiği görev arasında bir irtibatın bulunması gerekir. Bu itibarla, bir kamu kurumu ile akdedilen sözleşme dolayısıyla özel hukuk hükümlerinin uygulama kabiliyetinin olması hâlinde dahi, resmî belge vardır. Çünkü sözleşme, kamu kurumu adına kamu görevlisi tarafından imzalanmaktadır. Ayrıca belirtilmelidir ki, her ne kadar, belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kâğıdın varlığı gerekli ise de; bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kâğıt üzerinde bulunması gerekmez. Bir metal levha üzerine yazı yazılması hâlinde de belgenin varlığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla, araç plakaları da resmî belge olarak kabul edilmek gerekir. Söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmî belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmî belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. Sahtelikten söz edebilmek için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Başka bir deyişle, sahteliğin beş duyuyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Özel bir incelemeye tâbi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmek gerekir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmî belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Mevcut olan resmî belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, resmî belgeyi bozmak suçu oluşur. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belgenin üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmî belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Maddenin ikinci fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmaktadır. Birinci fıkrada tanımlanan suçtan farklı olarak, bu suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belge olması gerekir. Bu bakımdan, resmî belgede sahteciliğin kamu görevlisi tarafından yapılmasına rağmen, düzenlenen sahte resmî belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge olmaması hâlinde, bu fıkra hükmü uygulanamaz. Söz konusu suçu oluşturan hareketler, birinci fıkrada tanımlanan suçu oluşturan seçimlik hareketlerden ibarettir. Ancak, bu bağlamda özellikle belirtilmelidir ki, kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak bir olayı kendi huzurunda gerçekleşmiş gibi, bir beyanı kendi huzurunda yapılmış gibi göstererek belge düzenlemesi hâlinde, bu fıkra hükmünde tanımlanan suç oluşur. Maddenin üçüncü fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun konu bakımından nitelikli unsuru belirlenmiştir. Buna göre, suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması hâlinde, cezanın belirlenen oranda artırılması gerekir. Bu hüküm, belgelerde sahtecilik suçları ile delil teorisi arasındaki ilişki göz önüne alınarak, daha üstün ispat gücüne sahip belgeyi daha fazla korumak ihtiyacını karşılamaktadır. Ancak, değişik yorumlara son vermek maksadıyla bir belgenin böyle bir güce sahip olup olmadığının saptanması için kanunlarda bu hususu belirten bir hüküm bulunması gerekli sayılmıştır. Faillik – Madde 37 (1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır. Madde Gerekçesi 765 sayılı Türk Ceza Kanununda \”aslî \” ve \”fer\’î iştirak\” ayırımı kabul edilmiştir. \”Asli iştirak\”, \”aslî maddî iştirak\” ve \”aslî manevî iştirak\” olarak ikiye ayrılmıştır. Bu ayırımda \”fiili irtikap etme\” ve \”doğrudan doğruya beraber işleme\”, \”aslî maddî iştirak\” şekilleri olarak öngörülmüştür. Buna karşılık azmettirme, \”aslî manevî fail\” olmayı gerektirmektedir. Tek tek sayılmak suretiyle belirlenen \”fer\’î iştirak\” hâllerinde ise, cezanın indirilmesi gerekirken, \”zorunlu fer\’i iştirak\”in \”asli iştirak\” olarak cezalandırılması öngörülmüştür. Bu sistemin en önemli sakıncası, kişinin suçun işlenişine katkısının, gerçekleştirilen suçun bütünlüğü içersinde değil, ondan bağımsız olarak ele alınmasıdır. Örneğin bir işyerinde işlenen silâhlı

Sahte Sürücü Belgesi Düzenlenmesi: Resmi Belgede Sahtecilik Suçuna İştirak ve Azmettirme Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme: Trafik Kazasının Meydana Geldiği Yer Mahkemesi Kesin Yetkili midir

Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Genel yetkili mahkeme – Madde 6 (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Davalının birden fazla olması hâlinde yetki – Madde 7 (1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Haksız fiilden doğan davalarda yetki – Madde 16 (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Görevli ve Yetkili Mahkeme – Madde 110 İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme: Trafik Kazasının Meydana Geldiği Yer Mahkemesi Kesin Yetkili midir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2017/1100 Karar No: 2019/593 Karar Tarihi: 21.05.2019 Mahkemesi: Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce “mahkemenin yetkisizliğine” dair verilen 12.11.2012 tarihli ve 2012/229 E., 2012/524 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2014 tarihli ve 2013/893 E., 2014/4270 K. sayılı kararı ile; \”… Davacı vekili, müvekkillerin murisi ve desteği …\’ın davalının işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini belirterek davacı eş ve çocuklar için 140.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Davalı Has Diyarbakır vekili, olayda davalıların ikametgahı yerine, yetkisiz Ankara Ticaret Mahkemesinde davanın açılması nedeni ile yetki itirazında bulunduklarını, davanın kazanın meydana geldiği yer mahkemesi olan Ağrı Tutak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtip, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı Zürich sigorta vekili, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre, davalıların tamamı hakkında, haksız fiilin işlendiği yer olan Ağrı Tutak mahkemelerinin ortak yetkiyi taşıyan yer olması nedeni ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş, hüküm; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 1086 sayılı (mülga) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 9. maddesinin 2. fıkrası; \”Davalı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme kabul edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtilen veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir\” hükmünü içermektedir (6100 sayılı HMK m. 6, 7). Yine aynı Kanun\’un 21. maddesinde ise \”Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir\” hükmü yer almaktadır (HMK m. 16). Diğer taraftan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun \”Hukuki Sorumluluk ve Sigorta\” başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde \”Ortak Hükümler\” ana başlığı altında \”Yetkili Mahkeme\” alt başlıklı 110. maddesinde ise; \”Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir\” ifadesine yer verilmiştir. Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HUMK md. 9/II.c.1), aynı Kanun\’un 21. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında ve öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, ihtiyari ve zorunlu sorumluluk sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde hem bu kanun hem de 1086 sayılı (mülga) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. madde son cümlesinde yer alan kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de, dava açılabileceği kuralı kesin yetki kuralı olmayıp, davacıya tanınan bir seçimlik haktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu\’nun haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde de esasen HMK\’nın 7/I-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki söz konusu değildir. Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda, işleten ve kazaya karışan aracın trafik sigortasına yöneltilen davada, dava davalılardan sigorta şirketinin acentasının bulunduğu yerde açılmış olması bakımından yetki itirazının reddiyle işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmalarıyla delillerinin toplanması sonucu varılacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir…\” gerekçesiyle oy çokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkillerinin murisi/desteği olan …\’ın davalılardan birinin işleteni diğerinin ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu 34 YJG 21 plaka sayılı aracın karıştığı tek yanlı trafik kazasında yaşamını yitirdiğini belirterek toplam 140.000,00TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Has Diyarbakır Seyahat Turizm İnşaat Petrol Market Tic. Ltd. Şti. vekili, olayda davalıların ikametgâhı yerine, yetkisiz Ankara Ticaret Mahkemesinde davanın açılması nedeni ile yetki itirazında bulunduklarını, davanın kazanın meydana geldiği yer mahkemesi olan Ağrı Tutak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtip, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı Zürich Sigorta A.Ş. vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu\’nun 7. maddesi gereğince davalılar birden fazla ise davanın

Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme: Trafik Kazasının Meydana Geldiği Yer Mahkemesi Kesin Yetkili midir Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Sigorta Sözleşmesinin Geçerli Olması için Riziko ve Hasardan Önce Primin Ödenmiş Olması Zorunlu mu

Sigorta Sözleşmesinin Geçerli Olması için Riziko ve Hasardan Önce Primin Ödenmiş Olması Zorunlu mu Hasardan Önce Primin Ödenmiş Olması: Riziko anında ve primin sonradan ödendiği sırada sigorta sözleşmesi yürürlükte ise, sigortacı yapılan ödemeyi geri vermekle yükümlü olmaz. Bu olasılıkta, ödenen prim sözleşmeden doğmuş olan ve varlığını aynen sürdüren prim borcuna sayılacaktır. Sigortacının tahsil ettiği primi geri vermemiş olmasına “gerçekleşen riziko için sorumlu olmayı kabul ettiği” gibi bir sonuç bağlamak, bu açıdan da yerinde görünmemektedir. O hâlde, riziko tarihi itibariyle poliçeye ait herhangi bir prim ödemesi bulunmadığı sabit olmakla yasa maddeleri ile Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.1. maddesi uyarınca sigorta teminatı başlamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (6102 s. K. m. 795, 1282, 1295, 1401, 1451) (6762 s. K. m. 692, 1282, 1294) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2018/17-26 Karar No: 2019/396 Karar Tarihi: 02.04.2019 Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.12.2013 tarihli ve 2011/264 E., 2013/643 K. sayılı karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 31.03.2014 tarihli ve 2014/3829 E.,2014/4685 K. sayılı kararı ile; “…Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın mıcırlı yolda kayarak devrildiğini ve hasara uğradığını, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, 55.000,00 TL’nın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, riziko tarihi itibariyle poliçe priminin ödenmediğini ve hasar teminat dışında kaldığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın 10.350,00 TL. tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1-) Sigorta hukukunda kural olarak sigorta sözleşmesinin meydana gelmiş olması sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigortacının sorumluluğunun başlaması için Türk Ticaret Kanunu’nun 1282 ve 1295 maddeleri hükmünce rizikodan önce primin tamamının veya ilk taksidinin ödenmiş olması zorunludur. Türk Ticaret Kanunu’nun 1295 nci maddesi emredici nitelikte bir düzenlemedir. Somut olayda, davacıya ait aracın 30.7.2010/30.7.2011 tarihlerini kapsar şekilde kasko poliçesiyle davalı tarafından sigorta teminatına alındığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, rizikodan önce primin ödenip ödenmediği, davalının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı vekili, poliçede primin peşin ödeneceği belirlenmiş olmasına karşın riziko tarihi itibariyle poliçe priminin ödenmediğini ve hasarın teminat dışında kaldığını savunmuştur. Buna karşın davacı vekili poliçe priminin ödendiğini ileri sürmüş ise de; somut olayda poliçede prim tutarı 3.560,31 TL olarak (tek ödeme şeklinde) belirlenmiş ve primin peşin ödeneceği tespit edilmiştir. Dava konusu riziko 31.7.2010 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında primin (rizikodan sonra) davalının acentesine keşide edilen 15.250,00 TL bedelli 16.11.2010 tarihli çek ile ödendiğini ve çek bedelinin davalı sigortacı tarafından tahsil edildiğini ileri sürmüştür. Buna göre, davacı vekilinin rizikodan önce ödeme yapıldığı yönünde bir iddiası olmadığı, cevaba cevap dilekçesinde müvekkiline ait başka araçlar için davalı ile yapılan kasko sözleşmeleri nedeniyle primin kredi kartı veya ortalama vadeli çek ile ödenmesi hususunda anlaşma yapıldığını belirtmiştir. Dosya kapsamı itibariyle çek bedelinin davalı sigortacı tarafından rizikodan sonra 22.11.2010 tarihinde tahsil edildiği açıktır. O halde, riziko tarihi itibariyle poliçeye ait herhangi bir prim ödemesi bulunmadığı sabit olmakla yukarıda açıklanan yasa maddeleri ile Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.1. maddesi uyarınca sigorta teminatı başlamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkili şirkete ait, davalıya Ticari Kasko Poliçesi ile sigortalanan transmikser iş makinesinin yolun bozuk ve mucurlu olması sebebiyle kayarak şarampole yuvarlanıp sağ tarafı üzerine yattığını, aracın sağ tarafının kullanılamaz hâle geldiğini ve araç içinde bulunan betonun da kalıplaşarak donduğunu, kazanın davalı şirkete derhal bildirildiğini, davalı şirket tarafından eksper atanmasına rağmen uzunca bir süre hiçbir inceleme yapılmadığını, araç üzerinde ekspertiz incelemesi yapılmasının sağlanması amacıyla müvekkil şirket tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin ise hasar bedelini ödememek için hukuka aykırı bir şekilde delil tespiti yaptırdığını, söz konusu tespit raporuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, bu kez davacı tarafça hasar bedelinin ödenmesi talebiyle davalı tarafa ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin hasarın belirtilen zamanda ve belirtilen şekilde meydana gelmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle tazminat talebinin kabul edilmediğini bildirerek keyfi bir şekilde ödeme yapmaktan kaçındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 55.000,00TL maddi tazminatın riziko tarihinden itibaren değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; riziko tarihinde poliçe priminin yatırılmamış olması nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığını, zira poliçenin 30.07.2010 tarihinde düzenlendiğini ve primin de peşin yatırılacağının kararlaştırıldığını, kaza tarihi olan 31.07.2010’da poliçe primlerinin yatırılmamış olduğunu, bunun yanında aracın istiap haddinden daha fazla yük taşıması nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığını, aracın motor ve aksamındaki arızalarında aracın yana devrilmesi sonucunda vuku bulmadığını, aracın 13 yıldır trafikte olduğunu ve talep edilen miktarın da bu nedenle çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; kasko sigorta poliçesinin 30.07.2010 – 30.07.2011 tarihlerini kapsadığı, kazanın 31.07.2010 tarihinde meydana geldiği, poliçede peşin ödenmesi kararlaştırılan 3.560,31TL prim bedeline karşılık olarak davacı şirket tarafından davalı … şirketinin acentesine 16.11.2010 tarihli çek verildiği, bu çekin acentenin cirosunun ardından davalı … şirketi tarafından rizikonun ve ihbarın gerçekleşmesinin ardından 2011 yılı Kasım ayında tahsil edildiği, prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle sigortacının sorumluluğu TTK’nın 1295/2. maddesi uyarınca başlamaz ise de; sigortacının olaydan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra primleri tahsil etmesi, sonrasında geri vermemesi ve bir ihtarla da sözleşmeyi feshetmeyerek ayakta tutması karşısında, davalı … şirketinin tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, davalı … şirketi tarafından davacı şirketin birden fazla aracı yönünden sigorta poliçesi düzenlendiği ve tüm poliçelerin prim bedellerinin davaya konu çek miktarından fazla olduğu savunulmuş ise de, davalı … şirketinin rizikonun ve ihbarın gerçekleşmesinden sonra davaya konu çeki tahsil ederken poliçe bazında bir ayrıma gitmediği, çek bedelini hangi poliçelere istinaden aldığını veya davaya konu rizikoya ilişkin prim bedelini kabul etmedikleri hususunu davacı şirkete bildirmemiş ve bu hususta sessiz kalmış olması nedeniyle çek bedelini davaya konu sigorta poliçesinin de prim

Sigorta Sözleşmesinin Geçerli Olması için Riziko ve Hasardan Önce Primin Ödenmiş Olması Zorunlu mu Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Servis Hizmeti Sırasındaki Ölümlü Trafik Kazası Sorumluluk Sigortası Teminat Kapsamına Girer mi

Servis Hizmeti Sırasında Gerçekleşen Ölümlü Trafik Kazası, Sorumluluk Sigortası Teminat Kapsamında Değerlendirilebilir mi Ölümlü Trafik Kazasında Sorumluluk Sigortası Teminat Kapsamı: Kaza, davalının çalışanı olan sürücü desteğin şirkete ait servis hizmetini yerine getirirken meydana gelmiştir. Belirtildiği gibi servis hizmeti de bir tür destekleyici işletme faaliyetidir. Söz konusu işletmesel faaliyetin doğası gereği işletme sınırları içinde yapılması zorunluluğu da bulunmamaktadır. Öte yandan taraflar arasında düzenlenen poliçede de her türlü işletme faaliyetinin teminat kapsamı içinde olduğu hususu vurgulanmış, trafik kazalarından doğan zararlarında teminat dışı bırakıldığı gibi bir özel şarta da yer verilmemiştir. Söz konusu teminatlar da işletmenin sınırları içinde doğacak zararlarla da sınırlandırılmamıştır. Hal böyle olunca yerel mahkemenin kazanın, sigortalının işletme faaliyeti kapsamında gerçekleştiği ve davalı … şirketinin “Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet ve Mamul Sorumluluk Sigortası” yönünden de sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle verdiği direnme kararı yerindedir. (6098 s. K. m. 49, 56) (818 s. K. m. 41, 47) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2018/17-38 Karar No: 2018/772 Karar Tarihi: 11.04.2018 Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mengen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 08.04.2010 tarih, 2005/10 E., 2010/46 K. sayılı karar davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11.12.2012 gün ve 2012/14949 E., 2012/13886 K. sayılı kararı ile; “…Davacılar vekili; davalıların maliki, sürücüsü, ZMS sigortacısı olduğu aracın sebep olduğu kazada davacıların murisleri … ve …’ın öldüğünü, davacı …’nin ağır biçimde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı …, … ve … ile … için destekten yoksun kalma tazminatı olarak ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL, davacı … ‘nin yaralanması nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın; Davacıların her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı …Ş. vekili; … varislerine 03.02.2005 tarihinde 37.348,00 TL, Satılmış İşeri varislerine 40.000,00 TL ödenerek ibraname alındığını, müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını öne sürerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı … vekili; Kazada müvekkilinin çalışanı olan sürücünün kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu öne sürerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı … Sanayi ve Tic. AŞ. vekili; Kazaya sebep olan aracın ve sürücüsünün şirketleri ile ilişkisinin bulunmadığını öne sürerek, davanın husumet yönünden reddini talep etmiştir. Davalı … vekili; Kaza tarihinde aracın dava dışı … Turizm Ltd. Şti.’ye kiralanmış olduğunu öne sürerek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporuna göre; Davalı …’nin ZMSS. teminat limitinden davacı … mirasçıları için 2.652,00 TL ile sınırlı olmak üzere, …’nin İMSS. teminat limitinden 85.479,00 Euro’nun kaza tarihinden itibaren Euro faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere, …’nin üçüncü şahıs mali sorumluluk ve mamul sorumluluğu sigorta poliçesi teminat limitinden 1.000,00 Euro kaza tarihindeki kur üzerinden ve bu miktarla sınırlı olmak üzere davacı … için 110.422,00 TL, …. için 9.767,00 TL, …. için 10.840,00 TL, …. için 50.927,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının; davacıların her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … ve … Sanayi ve Tic. AŞ.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazası sonucu ölüm ve cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, sigortalısı … olan üçüncü şahıs mali sorumluluk ve mamul sorumluluğu poliçesinin işletmenin faaliyetleri esnasında meydana gelecek kazaları teminat kapsamına aldığı, sürücünün işletmenin işini yaptığı sırada meydana gelen kazanın işletme faaliyetleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiştir. Mahkemece, davalı …Ş 40265030 nolu ZMSS poliçesi, 76030129 nolu İMSS poliçesi ve 40724980 nolu “3. Şahıs Mali Mesuliyet ve Mamul Sorumluluğu Sigorta poliçesi” nedeniyle sorumlu tutulmuştur. Davalı … şirketinin ZMSS ve İMSS poliçeleri nedeniyle sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte 40724980 nolu poliçe nedeniyle adı geçen sigorta şirketinin sorumluluğuna hükmedilmesi doğru değildir. Zira, davalılar … Business Services Sistem Hizmetleri A.Ş ile …. Sigorta A.Ş arasında düzenlenen 40724980 nolu poliçe “sigortalının tüm işletme faaliyetleri esnasında meydana gelecek kazalar ve/veya poliçe genel şartlarının 3. maddesi 8-b bendi hilafına adı geçen mamullerin imal dağıtımının kusurlu ve ayıplı olması sebebiyle 3. şahıslar tarafından ileri sürülecek bedeni (ölümlü- ölümsüz) ve maddi zarar ve ziyan taleplerini” teminat altına almaktadır. Somut olayda davalı şirket çalışanı … …’ın 30.11.2004 tarihinde, işletme dışında … plakalı araç ile seyir halinde iken davacıların desteklerinin içinde bulunduğu araca çarpması sonucu desteklerin ölümü ile sonuçlanan olay, işletme faaliyeti dışında gerçekleştiğinden 40724980 nolu poliçe teminatı dışında kalmaktadır. Sözü geçen poliçeden dolayı davalı …’nin sorumluluğu bulunmadığından bu poliçeye dayalı talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken poliçe hükmünün yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davalı … şirketinin bu poliçeden de sorumluluğuna hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, trafik kazası sonucu ölüm ve cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili asıl ve birleşen davada davalıların maliki, istihdam edeni, işleteni ve sigorta şirketi olan aracın davacıların desteklerine çarparak ölümüne ve davacı …’nin yaralanmasına neden olduğunu, kazanın, davalı tarafın kusurundan kaynaklandığını belirterek, destekten yoksun kalma tazminatı, davacı …’un yaralanması nedeni ile maddi tazminat ve her bir davacı için belirlenen manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş iken; yargılama sırasında … Finansal Kiralama A.Ş.’ye yönelik açılan davadan feragat ettiklerini, davacı … için açılan maddi tazminat davasının takibinden vazgeçtiklerini belirtmiş, ıslah dilekçesi ile de diğer maddi tazminat taleplerini arttırmıştır. Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece sürücünün işletmenin işini yaptığı sırada meydana gelen kazanın işletme faaliyetleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek, davalı …Ş’nin, “Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi”, “İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi” ve “Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet ve Mamul Sorumluluğu Sigorta Poliçesi” nedeniyle sorumlu tutulmasına ve davanın, davalı …Ş. ve … Sanayi ve Tic. A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı …Ş. vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle verilen direnme kararı davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kazanın sigortalının

Servis Hizmeti Sırasındaki Ölümlü Trafik Kazası Sorumluluk Sigortası Teminat Kapsamına Girer mi Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Trafik Kazasından Kaynaklanan Daimi İş Göremezlik Tazminatında Hakkaniyet İndirimi Yapılabilir mi

Trafik Kazasından Kaynaklanan Daimi İş Göremezlik Tazminatı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Tazminat: Belirlenmesi – Madde 51 Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. İndirilmesi – Madde 52 Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Ölüm ve bedensel zarar: Belirlenmesi – Madde 55 Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. Yargılama: Ceza hukuku ile ilişkisinde – Madde 74 Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Genel hükümlerin uygulanması – Madde 87 Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir. Zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın uğradığı zararlardan dolayı işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu da genel hükümlere tabidir. Trafik Kazasından Kaynaklanan Daimi İş Göremezlik Tazminatında Hakkaniyet İndirimi Yapılabilir mi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2018/142 Karar No: 2018/1625 Karar Tarihi: 06.11.2018 Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince “davanın kısmen kabulüne” dair verilen 29.03.2012 tarihli ve 2008/252 E., 2012/69 K. sayılı karar davacı … vekili ve davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03.06.2013 tarihli ve 2012/12069 E., 2013/8271 K. kararı ile; \”…Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, tedavinin devam ettiğini, maddi ve manevi zararının oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, daimi sakatlık (iş göremezlik) 5.000,00 TL ve tedavi gideri olarak 1.000,00 TL. maddi tazminat ile 10.000,00 TL. manevi tazminatın (sigorta yönünden manevi tazminatın poliçe kapsamında kalması halinde) davalılardan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.04..2011 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini bilirkişi raporuna göre 100,645,12 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir. Davalı … vekili, kusur durumu ve gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını ve dava açılmasına neden olmadıklarını savunmuştur. Diğer davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre, bakıma muhtaç hale gelen davacıya aile birliği içerisinde de bakılacağı göz önünde bulundurularak tespit edilen tazminattan 30.000,00 TL indirim yapmak sureti ile, davanın kısmen kabulü kısmen reddine, 70.645,21 TL. Efor tazminatı, 236,00 TL tedavi gideri maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı … şirketinin maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olarak ve dava tarihinden itibaren, diğer davalıların ise kaza tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmasına, takdiren 5.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle sigorta dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya dair talebin ve davalı … şirketi hakkındaki manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılardan …, … vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalılardan …, … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. a) Davacı memur olarak çalışmakta olup yaşadığı maluliyete bağlı olarak efor kaybından dolayı tazminat talep etmiştir. Mahkemece maaşını aynı oranda almaya devam edeceği gelirinde bir düşüş yaşanmayacağı gerekçesi ile hesap edilen tazminat miktarı üzerinden % 30 hakkaniyet indirimi yapılmıştır. Davacı imam olarak çalışmakta olup omurga kırığına bağlı olarak % 18 oranında yaşadığı maluliyet sonucunda mesleğini daha zor koşullarda gerçekleştireceği kuşkusuzdur. Bu durumda belirlenen tazminat miktarının tamamına hükmedilmemiş olması doğru görülmemiştir. b) Davalı … şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde davalı … şirketinin usulüne uygun bir biçimde temerrüde düşürülüp düşürülmediğinin araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş kaza ile ilgili düzenlenen dosya getirtilip bir başvuru var mı incelemek ve faiz başlangıç tarihini buna göre belirlemek olmalıdır. 3- Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden; dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları incelendiğinde, ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda davalı …\’in asli kusurlu davacı …\’ın tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, hukuk yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda ise davalı …\’in % 100 tam kusurlu olduğunun tesbit edildiği ve mahkemece de bu kusur oranına göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasından alınan bilirkişi raporu ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden anılan kusur oranına göre belirlenen tazminata karar verilmiş olup, dosya bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde, mahkemece, dosyanın İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile tarafların kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. Kabule göre de; vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulurken tespit edilecek tazminat miktarları göz önünde bulundurularak sigortanın limitinin aşılıp aşılmadığı değerlendirilmeli ve red edilen kısım var mı bakılmalı, ona göre vekalet ücreti takdir edilmelidir…\” gerekçesiyle bozulmuştur. Karar Düzeltme Başvurusu Davacı … vekilinin karar

Trafik Kazasından Kaynaklanan Daimi İş Göremezlik Tazminatında Hakkaniyet İndirimi Yapılabilir mi Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Okul Servisinin Kaza Yapması Halinde Meydana Gelen Zarardan Okul Yönetimi Sorumlu Tutulabilir mi

Okul Servisinin Kaza Yapması Halinde Meydana Gelen Zarardan Okul Yönetimi Sorumlu Tutulabilir mi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2018/504 Karar No: 2018/1258 Karar Tarihi: 27.06.2018 Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl davada taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, birleşen davada ise maddi tazminat fark alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesince davalı TED Ankara Koleji yönünden davanın husumetten (sıfat yokluğu) reddine; diğer davalılar İlsev Gür-Gürsan Sanayi Ticaret Taahhüt Taşımacılık ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) ve … yönünden kısmen kabulüne dair verilen 02.03.2017 gün ve 2016/421 E., 2017/76 K. (21.05.2008 gün ve 2006/136 E., 2008/180 K.) sayılı karar, davacılar vekili ile davalı İlsev Gür-Gürsan Sanayi Ticaret Taahhüt Taşımacılık ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.12.2009 gün ve 2008/13385 E., 2009/12985 K. sayılı kararı ile; “…Davacılar vekili, davalı Elsev Gür Gürsan Tic. A.Ş.nin maliki ve işleteni, davalı …’ın sürücüsü olduğu TED Ankara Koleji okul servisinde müvekkillerinin murisinin yolcu olarak okuluna gitmekte iken, araç sürücüsünün tam kusuru ile neden olduğu kazada vefat ettiğini, müvekkillerinin olay nedeniyle desteklerinden yoksun kaldıkları gibi derin acılar yaşadıklarını ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, müvekkillerinden Müjde için 200.000 YTL.sı manevi ve sigorta tarafından karşılanmayan kısım için 5.000 YTL.sı maddi, Kamil Haldun için 200.000 YTL.sı manevi ve sigorta tarafından karşılanmayan kısım için 5.000 YTL.sı maddi, Caner için 100.000 YTL.sı manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekili, dava konusu kazayı yapan aracın malikinin müvekkili olmasına karşın aracın 29.6.2004 tarihinde dava dışı CEM-TUR Tur. Ltd. Şti.ne kiralandığını, olayında bu şirket tarafından aracın işletilmesi sırasında meydana geldiğini, anılan şirketle yapılan sözleşmenin 5.12 maddesi uyarınca trafik kazaları da dahil olmak üzere tüm maddi ve manevi zarar ve ziyandan CEM-TUR Tur. Ltd. Şti.nin sorumlu olacağının düzenlendiğini, keza sürücünün de bu şirketin çalışanı olduğunu, sigorta şirketlerinin maddi tazminat taleplerini karşıladığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, yasal faiz istenebileceğini savunarak, davanınusul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okul Müdürlüğü vekili, öğrenci servisinin veli ile yaptığı taşıma sözleşmesi ile hizmet verdiğini, aracın okula ait olmadığını, Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinin 5. ve 7. maddelerinin olayda uygulanma yerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, murisin okutulması bakım ve yetiştirilmesi için yapılan muhtemel masraf ile sigorta şirketleri tarafından ödenen tazminat miktarları indirildikten sonra davacıların karşılanmamış maddi tazminat hakkının kalmadığı, okul servisinin davalı TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okul Müdürlüğüne ait olmadığı, aracın okulun kullanımına tahsis edilmediği, servis hizmetinin velilerle yapılan taşıma sözleşmesi gereği yapıldığı, olayda kusursuz sorumluluk hallerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okul Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davacı … için 20.000 YTL.sı manevi, davacı … için 20.000 YTL.sı manevi ve kardeş Caner için 10.000 YTL.sı manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) ve …’dan tahsiline, maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacıların murisinin davalı taşıma şirketine ait araçta yolcu olması nedeniyle kusurunun olmamasına, murisin yetiştiği aile ortamı yüksek tahsil yapmaya yönlendirecek şart ve imkanlara sahip olması nedeniyle asgari ücretin üzerinde tazminata esas gelirin belirlenerek maddi tazminatın hesabında bir usulsüzlük bulunmamasına, taşıma sözleşmesinin davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) ile yapılması nedeniyle aracın fiili taşıyana kiralanmasının bu davalının taşıyan olarak sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak olmasına ve ayrıca olay tarihinde geçerli Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinin 7. maddesi hükmü uyarınca da TED Ankara Koleji vakfının taşıyan dışında bir başka sıfatla dahi sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından hakkındaki davanın husumet yönünden reddinde de bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece karara esas alınan 19.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda davacılara Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesinden ödenen 50.000 YTL.sı hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatından indirilmiş ise de, Ferdi Kaza Sigorta Sözleşmesinde yolcunun ölümü halinde sigortacı, bir meblağ sigortası bedeli olan ölüm tazminatını can sigortası ilkeleri uyarınca aynen ölenin yasal mirasçılarına ödemek yükümlülüğü altındadır. Bu itibarla mahkemece, Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesinden ödenen 50.000 YTL.sının hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatından indirilmek suretiyle ve bu durumda tazminat miktarının negatif bakiye verdiğinden bahisle davacı anne ve baba yönünden maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekilinin tüm ve davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASI…” gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Karar Düzeltme İtirazı Davacılar vekilinin karar düzeltme talepleri üzerine ise bu kez 11. Hukuk Dairesinin 22.12.2010 gün ve 2010/12417 E., 2010/13052 K. sayılı kararı ile ilk bozmaya ilave olarak; “…1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davalı TED Ankara Koleji Vakfı ile davalı İlsev Gür-Gürsan Sanayi Ticaret Taahhüt Taşımacılık ve Araç Kiralama Hizmetleri arasında önceden 22.08.2003 tarihinde sonradan da bu sözleşme yenilenerek 28.09.2004 tarihinde öğrencilerin taşınması hususunda anlaşma yapıldığı, kazanın 06.06.2005 tarihi itibariyle sözleşme süresi içerisinde meydana geldiği hususları tartışmasızdır. Sözleşme başlığı “Öğrenci, öğretmen ve personel taşıma sözleşmesi” olup sözleşmenin konusu başlıklı 2. maddeye göre “TED Ankara Koleji Vakfı okulları, öğrenci, öğretmen ve personelinin Ankara içi ile İncek kampüsü arasında evden okula, okulda eve götürülüp getirilmesi….” olduğu, 3. maddesinde;

Okul Servisinin Kaza Yapması Halinde Meydana Gelen Zarardan Okul Yönetimi Sorumlu Tutulabilir mi Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Ferdi Kaza Koltuk Sigortasından Ödenen Miktar Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilir mi

Ferdi Kaza Koltuk Sigortasından Ödenen Miktar, Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilebilir mi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2018/504 Karar No: 2018/1258 Karar Tarihi: 27.06.2018 Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl davada taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, birleşen davada ise maddi tazminat fark alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesince davalı TED Ankara Koleji yönünden davanın husumetten (sıfat yokluğu) reddine; diğer davalılar İlsev Gür-Gürsan Sanayi Ticaret Taahhüt Taşımacılık ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) ve … yönünden kısmen kabulüne dair verilen 02.03.2017 gün ve 2016/421 E., 2017/76 K. (21.05.2008 gün ve 2006/136 E., 2008/180 K.) sayılı karar, davacılar vekili ile davalı İlsev Gür-Gürsan Sanayi Ticaret Taahhüt Taşımacılık ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.12.2009 gün ve 2008/13385 E., 2009/12985 K. sayılı kararı ile; “…Davacılar vekili, davalı Elsev Gür Gürsan Tic. A.Ş.nin maliki ve işleteni, davalı …’ın sürücüsü olduğu TED Ankara Koleji okul servisinde müvekkillerinin murisinin yolcu olarak okuluna gitmekte iken, araç sürücüsünün tam kusuru ile neden olduğu kazada vefat ettiğini, müvekkillerinin olay nedeniyle desteklerinden yoksun kaldıkları gibi derin acılar yaşadıklarını ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, müvekkillerinden Müjde için 200.000 YTL.sı manevi ve sigorta tarafından karşılanmayan kısım için 5.000 YTL.sı maddi, Kamil Haldun için 200.000 YTL.sı manevi ve sigorta tarafından karşılanmayan kısım için 5.000 YTL.sı maddi, Caner için 100.000 YTL.sı manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekili, dava konusu kazayı yapan aracın malikinin müvekkili olmasına karşın aracın 29.6.2004 tarihinde dava dışı CEM-TUR Tur. Ltd. Şti.ne kiralandığını, olayında bu şirket tarafından aracın işletilmesi sırasında meydana geldiğini, anılan şirketle yapılan sözleşmenin 5.12 maddesi uyarınca trafik kazaları da dahil olmak üzere tüm maddi ve manevi zarar ve ziyandan CEM-TUR Tur. Ltd. Şti.nin sorumlu olacağının düzenlendiğini, keza sürücünün de bu şirketin çalışanı olduğunu, sigorta şirketlerinin maddi tazminat taleplerini karşıladığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, yasal faiz istenebileceğini savunarak, davanınusul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okul Müdürlüğü vekili, öğrenci servisinin veli ile yaptığı taşıma sözleşmesi ile hizmet verdiğini, aracın okula ait olmadığını, Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinin 5. ve 7. maddelerinin olayda uygulanma yerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, murisin okutulması bakım ve yetiştirilmesi için yapılan muhtemel masraf ile sigorta şirketleri tarafından ödenen tazminat miktarları indirildikten sonra davacıların karşılanmamış maddi tazminat hakkının kalmadığı, okul servisinin davalı TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okul Müdürlüğüne ait olmadığı, aracın okulun kullanımına tahsis edilmediği, servis hizmetinin velilerle yapılan taşıma sözleşmesi gereği yapıldığı, olayda kusursuz sorumluluk hallerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okul Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davacı … için 20.000 YTL.sı manevi, davacı … için 20.000 YTL.sı manevi ve kardeş Caner için 10.000 YTL.sı manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) ve …’dan tahsiline, maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacıların murisinin davalı taşıma şirketine ait araçta yolcu olması nedeniyle kusurunun olmamasına, murisin yetiştiği aile ortamı yüksek tahsil yapmaya yönlendirecek şart ve imkanlara sahip olması nedeniyle asgari ücretin üzerinde tazminata esas gelirin belirlenerek maddi tazminatın hesabında bir usulsüzlük bulunmamasına, taşıma sözleşmesinin davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) ile yapılması nedeniyle aracın fiili taşıyana kiralanmasının bu davalının taşıyan olarak sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak olmasına ve ayrıca olay tarihinde geçerli Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinin 7. maddesi hükmü uyarınca da TED Ankara Koleji vakfının taşıyan dışında bir başka sıfatla dahi sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından hakkındaki davanın husumet yönünden reddinde de bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece karara esas alınan 19.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda davacılara Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesinden ödenen 50.000 YTL.sı hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatından indirilmiş ise de, Ferdi Kaza Sigorta Sözleşmesinde yolcunun ölümü halinde sigortacı, bir meblağ sigortası bedeli olan ölüm tazminatını can sigortası ilkeleri uyarınca aynen ölenin yasal mirasçılarına ödemek yükümlülüğü altındadır. Bu itibarla mahkemece, Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesinden ödenen 50.000 YTL.sının hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatından indirilmek suretiyle ve bu durumda tazminat miktarının negatif bakiye verdiğinden bahisle davacı anne ve baba yönünden maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İlsev Gür- Gürsan San. Tic. ve Araç Kiralama Hizmetleri (Rent a Car) vekilinin tüm ve davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASI…” gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Karar Düzeltme İtirazı Davacılar vekilinin karar düzeltme talepleri üzerine ise bu kez 11. Hukuk Dairesinin 22.12.2010 gün ve 2010/12417 E., 2010/13052 K. sayılı kararı ile ilk bozmaya ilave olarak; “…1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davalı TED Ankara Koleji Vakfı ile davalı İlsev Gür-Gürsan Sanayi Ticaret Taahhüt Taşımacılık ve Araç Kiralama Hizmetleri arasında önceden 22.08.2003 tarihinde sonradan da bu sözleşme yenilenerek 28.09.2004 tarihinde öğrencilerin taşınması hususunda anlaşma yapıldığı, kazanın 06.06.2005 tarihi itibariyle sözleşme süresi içerisinde meydana geldiği hususları tartışmasızdır. Sözleşme başlığı “Öğrenci, öğretmen ve personel taşıma sözleşmesi” olup sözleşmenin konusu başlıklı 2. maddeye göre “TED Ankara Koleji Vakfı okulları, öğrenci, öğretmen ve personelinin Ankara içi ile İncek kampüsü arasında evden okula, okulda eve götürülüp getirilmesi….” olduğu, 3. maddesinde; işin süresinin

Ferdi Kaza Koltuk Sigortasından Ödenen Miktar Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilir mi Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Trafik Kazasında Müteselsil Sorumluluk: Zarara Birden Çok Kişinin Birlikte Sebebiyet Vermesi

Trafik Kazasında Müteselsil Sorumluluk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Müteselsil sorumluluk: Dış ilişkide – Madde 61 Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. İç ilişkide – Madde 62 Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Müteselsil borçluluk: Doğuşu – Madde 162 Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar. Borçluların sorumluluğu – Madde 163 Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu – Madde 85 Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır. İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir. İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Zarar verenlerin birden fazla olması – Madde 88 Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar. Trafik Kazasında Müteselsil Sorumluluk: Kazadan Kaynaklanan Zarara Birden Çok Kişinin Birlikte Sebebiyet Vermesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2019/271 Karar No: 2019/1069 Karar Tarihi: 15.10.2019 Mahkemesi: Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.05.2012 tarihli ve 2008/333 E., 2012/220 K. sayılı karar davacılar vekili, davalılar …Taş Akaryakıt Oto. İnş. Malz. Tic. Ltd. Şti. ile … vekili ve ihbar olunan … vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11.03.2014 tarihli ve 2013/3236 E., 2014/3446 K. sayılı kararı ile; “…Davacılar vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak davacılar için 500\’er TL destek ve 500 TL defin gideri ile 75.000\’er TL manevi tazminatın yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen (sigorta limit ve dava tarihinden işleyecek faizi ile) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah ile maddi tazminat talebi miktarı toplamını bilirkişi raporu doğrultusunda Gülsün için 182.094,54 TL, Gülşah için 22.344,42 TL\’ye yükseltmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile, davacı … için 45.523,63 TL, Gülşah için 5.586 TL destek ve davacılar için 500 TL defin gideri toplamı olan 51.609,74 TL\’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden limit ile sorumlu olarak) davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacılar için 20.000\’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ihbar olunanlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalı … ve…Akaryakıt Oto. İnş. Malz. Tic. Ltd. Şti. vekili ile ihbar olunan KGM vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde B.K.nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, ihbar olunan KGM vekili ile davalı … ve…Akaryakıt Oto. İnş. Malz. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi gereği, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı yasanın 88. maddesi gereği de, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Anılan yasal düzenlemeler gereği davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluk ilkeleri gereği tazminatın tamamından sorumluluğuna hükmetmek gerekir iken yazılı şekilde kusur oranlarına göre belirlenen miktarlardan sorumlu olacakları şekilde karar verilmesi doğru değil bozma nedenidir…” gerekçesiyle oy çokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK

Trafik Kazasında Müteselsil Sorumluluk: Zarara Birden Çok Kişinin Birlikte Sebebiyet Vermesi Devamını Oku »

# Kayseri Avukat - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Boşanma Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Trafik Kazası Sonucu Araçtaki Değer Kaybı Nedeniyle Belirsiz Alacak Davası Açılabilir mi

Araçtaki Değer Kaybı Nedeniyle Belirsiz Alacak Davası 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Belirsiz alacak davası – Madde 107 (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. Dava şartları – Madde 114 (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar – Madde 138 (1) Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Trafik Kazası Sonucu Araçtaki Değer Kaybı Nedeniyle Belirsiz Alacak Davası Açılabilir mi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2017/17-1099 Karar No: 2019/460 Karar Tarihi: 16.04.2019 Özet: Davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır. Bunun yanı sıra, somut olayda davacının iddia ettiği zararın varlığının ve miktarının tespiti açısından hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâlihazırda korunmaya değer bir yararı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için bir mahkeme kararına muhtaç konumda bulunduğundan, eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını kabul etmek mümkün değildir. O hâlde mahkemece davacının aracında değer kaybı bulunup bulunmadığı belirlenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığından bahisle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır. (6100 S. K. m. 107, 114, 138) Taraflar arasında görülen maddi tazminat davasından dolayı yapılan sonunda İzmir 9. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair 21.01.2014 tarihli ve 2013/244 E. 2014/10 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 29.05.2014 tarihli ve 2014/7125 E. 2014/8526 K. sayılı kararı ile, “…Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu araca davalılardan Yapım İnş Ltd Şti\’nin maliki, diğer davalı … Akçabalı\’nın sürücü ve diğer davalı … Sigorta AŞ\’nin de zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu aracın 21/04/2013 tarihinde çarpması sonucunda aracında hasar meydana geldiğini, oluşan hasarın 5.928,47.- TL olup, kendi kasko sigortacısı olan … Sigorta AŞ tarafından hasar bedelinin ödendiğini, ancak araçta meydana gelen hasar ve tamirat nedeniyle aracın değer kaybına da uğradığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla belirsiz alacak davası açtıklarını ileri sürerek şimdilik 1.000,00.- TL\’nin davalılardan sürücü ve işleten için olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, davalı sigorta şirketi yönünden ise reeskont faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan HDI Sigorta A.Ş vekili; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, davacının gerçek zararının karşılandığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Yapım İnşaat Ltd Şti vekili; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını, davacının sigorta şirketine yönelik dava açması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı … davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dilekçesinde ve özellikle 10.07.2013 tarihli dilekçesindeki beyanlarında uğradığı zararın kendisi tarafından tam ve kesin olarak belirlendiği, bu konuda dava dışı kasko şirketinin kendisine ödeme yaptığını, ancak “değer kaybına ilişkin” eldeki davayı açtığını, bunun bilirkişi aracılığıyla tespitinin gerekeceğini bu nedenle belirsiz alacak davası açtığını ileri sürmekte ise de; davacının belirttiği teknik uzmanlıkla tespit sorununun HMK md.107\’de belirtilen “objektif belirsizlik” hali olmadığı, eksper raporu ve kendisine dava dışı kasko şirketinin yaptığı kısmi ödemeyle aracında meydana gelen zararı öğrendiği, bu zarara göre, aracın “değer kaybı” tespitinin mümkün olduğu, davacının alacağının tam ve kesin miktarının belirleyebilmesine rağmen belirsiz alacak davası şeklinde eldeki davayı açmasından hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107, 114/h, 138 maddeleri gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan “belirsiz alacak davası”, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK\’nın 107/I. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına

Trafik Kazası Sonucu Araçtaki Değer Kaybı Nedeniyle Belirsiz Alacak Davası Açılabilir mi Devamını Oku »