Yayalara Yol Vermek için Duran Araca Arkadan Çarpma Sonucu Birden Fazla Kişiyi Taksirle Yaralama
Duran Araca Arkadan Çarpma Sonucu Birden Fazla Kişiyi Taksirle Yaralama 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Taksirle yaralama – Madde 89 (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. Madde Gerekçesi Madde metninde, taksirle yaralama suçu tanımlanmıştır. \”Genel Hükümler\” başlıklı Birinci Kitapta yer alan taksire ilişkin hükümler, bu suç açısından da geçerlidir. Yaralama kavramının içeriği bakımından, kasten yaralama suçuna ilişkin gerekçeye bakılmalıdır. Maddenin iki ve üçüncü fıkralarında taksirle yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri düzenlenmiştir. Bu hususlarla ilgili açıklamalar için, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerine ilişkin madde gerekçesine bakılmalıdır. Dördüncü fıkrada, birden fazla kişinin yaralanmasına neden olunması hâlinde, verilecek cezanın alt ve üst sınırı belirlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller – Madde 84 Araç sürücüleri trafik kazalarında; a) Kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme, b) Taşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme, c) İkiden fazla şeritli taşıt yollarında, karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girme, d) Arkadan çarpma, e) Geçme yasağı olan yerlerde geçme, f) Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma, g) Şeride tecavüz etme, h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, i) Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymama, j) Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama, k) Yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama, l) Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma, Hallerinde asli kusurlu sayılırlar. Ancak, kazada bu hareketlerden herhangi biri, kazaya karışan araç sürücülerinden birden fazlası tarafından yapılmış veya kaza bu hareketler dışında kurallarla, yasaklamalara, kısıtlamalara ve talimatlara uyulmaması nedenlerinden doğmuşsa, karayolunu kullananlar için kusur oranı yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir. Yayalara Yol Vermek için Duran Araca Arkadan Çarpma Sonucu Birden Fazla Kişiyi Taksirle Yaralama Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2017/458 Karar No: 2019/270 Karar Tarihi: 02.04.2019 Özet: Sanığın, seyri esnasında yolun yağmur nedeniyle ıslak ve kaygan olduğunu da dikkate alıp hızını yol, hava ve trafik durumuna uyarlaması ve önündeki araç ile takip mesafesinde seyretmeye özen göstermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip yayalara yol vermek için duran diğer sürücünün idaresindeki araca arkadan çarpmak suretiyle kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olması göz önüne alındığında; taksire dayalı kusurunun ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini doğru bir uygulama ise de birisi yaşamsal tehlike geçirecek ve kemik kırığı oluşacak şekilde, diğeri basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmak üzere iki kişinin yaralandığı somut olay ile yaralı sayısının daha fazla ve yaralanmaların daha ağır olduğu olaylar mukayese edildiğinde, temel cezanın alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak belirlenmesi dosya kapsamı, adalet, hak ve nasafet kuralları ve “orantılılık ilkesi” ile bağdaşmamaktadır. İçtihat Metni Kararı Veren Yargıtay Dairesi: 12. Ceza Dairesi Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık …\’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu\’nun 89/4, 62 ve 53/6. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.03.2012 tarihli ve 384-197 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 18.03.2014 tarih ve 15206-6629 sayı ile; “Sanığın idaresindeki araçla gündüz, yakın takip sonucu önündeki araca arkadan çarpması şeklinde gerçekleşen olayda; iki sınır arasında temel ceza tayin edilirken Türk Ceza Kanunu\’nun 3 ve 61. maddelerine uygun olarak hak ve nasafet kurallarına uygun ve eylemle orantılı ceza tayini gerekirken, yaralanmaların niteliği de gözetilmeden alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak ceza verilmesi,\” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Direnme Kararı Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi ise 22.10.2014 tarih ve 364-472 sayı ile; \”…Katılanlar yaşlı kişiler olup katılanlardan …\’ın mevcut yaralanma nedeniyle yaşamsal tehlike geçirdiği, aldığı yaraların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücutta meydana gelen kırığın hayat fonksiyonlarına etki bakımından üçüncü derecede olduğu Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23.03.2011 tarihli ve 4016 sayılı raporda belirtilmiştir. Olayda sanığın tam kusurlu olduğu, gerek katılanların gerekse kazaya karışan diğer araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, bilirkişi ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporlarıyla tespit edilmiştir. Katılan …\’ın da aynı olayda ağır derecede olmamakla birlikte yaralandığı bir gerçektir. Mahkememizce yüz yüzelik ilkesi doğrultusunda gerek sanık gerekse katılanlar dinlenmiş, sanığın tam kusurlu olması, katılanlardan …\’ın yaralanmasının derecesi ve niteliği göz önüne alınarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu\’nun 89. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen cezanın üst sınırının da altında bir ceza takdiri yoluna gidilmiştir. Alt ve üst sınırlar arasında cezanın takdir ve tayin yetkisi, TCK\’nın 61. maddesine göre tamamen Yerel Mahkeme hâkimine ait olup bu takdire karışılması ve takdirde hataya düşüldüğü gerekçesiyle kararın bozulması, hâkimin görevine doğrudan müdahaledir. Yargıtay 12. Ceza Dairesince, herhangi bir ölçü taşımayan soyut kavramlardan hareketle cezanın fazla takdir edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Hakkaniyet ve nasafet kurallarının somut bir ölçüsü yoktur. Bu ölçüyü Yerel Mahkeme hâkimi değerlendirecektir. Aksine hareket edildiği takdirde Yargıtay Ceza Dairelerinin belli suçlarda sınırlar koyması gerekir. O zaman da kanun koyucunun iradesine müdahale edilmiş olunur. Dolayısıyla, mahkememizin cezanın takdir ve değerlendirmesindeki ölçüsünün doğru olduğu kanaatine varılmıştır.\” gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Direnme

