Arabuluculuğun Süresinde Yapılıp Yapılmadığının Belirlenmesi
Arabuluculuğun Süresi: Dava açma hakkının doğmasından önce yapılan arabuluculuk başvurusunun dava açma süresi içinde sonuçlanması halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2026/2725 Karar No: 2026/3805 Karar Tarihi: 15.06.2026
I. Başvuru
Avukat … 13.01.2026 tarihli başvurusunda; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. ve 18. Hukuk Daireleri arasında, arabuluculuğun süresinde yapıldığının kabul edilebilmesi için başvuru tarihinin mi yoksa son tutanağın düzenlenme tarihinin mi esas alınması gerektiği hususunda uyuşmazlık bulunduğu belirtilerek, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu Kararı
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 16.02.2026 tarihli ve 2026/1 E., 2026/1 K. sayılı kararıyla;
“…İncelenen her iki dava dosyasında da davaların ihtiyaç nedeniyle tahliyeye ilişkin olduğu,
… 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘na eklenen 18/B maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamına alınan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, arabuluculuk sürecinin hangi tarihte yürütülmesi gerektiği, henüz dava açma süresi gelmeden önce arabuluculuk süreci tamamlandığında, yapılmış bu arabuluculuğun zorunlu arabuluculuk dava şartını sağlayıp sağlamayacağı, daha öncesinde uyuşmazlık konusu olmuş, konu Başkanlar Kurulumuzun 24.02.2025 tarihinde, 2025/3 Esas sayısı ile ele alınmış ve bu konudaki uyuşmazlık Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025/1495 Esas, 2025/3048 Karar sayılı kararı ile giderilmiştir. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin bu Yargıtay kararında;
– Taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık bulunmadığı veya uyuşmazlık çıkarılamayacak olan bir dönemde sanki tarafların arasında uyuşmazlık varmış gibi dava şartı arabuluculuğa başvuru yapılarak anlaşmamaya ilişkin son tutanak düzenletilmesi bu arabuluculuk başvurusunu üçüncü kişiler nezdinde müracaat edilmesi gereken formalite niteliğinde olan bir davranış haline getirir.
– Kiraya verenin kiracısından ihtiyaç (gereksinim) sebebiyle kiralananı ne zaman tahliyesini isteyebileceği ilgili hükümde belirtildiği halde bu sürelere riayet edilmeksizin çok öncesinde sırf ileride kira süresinin bitiminden sonra kiracının kiralananı tahliye etmeme ihtimaline binaen, bu talebin kabul edilmeyeceği peşin fikriyle tahliye konusunda uyuşmazlık varmış gibi hareket edilip zamanından önce başlatılan zorunlu arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşmamaya ilişkin son tutanak ve anlaşmama belgesi ilgili kanun kapsamında olan geçerli bir dava şartı arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlendiği kabul edilemez.
– 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca açılacak olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarının belirli süreli kira sözleşmelerinde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemin eve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak açılabileceğine göre; dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun da, tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra yapılması gerekir. Eş söyleyişle, dava açma süresi başlamadan önce yapılacak dava şartı arabuluculuk başvurusu ile dava şartı arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olmayacaktır.
Açıklamalarına yer verildiği ve hüküm kısmında,
“… ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun; tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra diğer bir anlatımla dava açma süresi içerisinde yapılması gerektiğine,”
şeklinde belirtildiği,
– Karar kapsamında zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihinden bahsedilmiş ise de, başvurunun dava açma süresinden önce olduğu, ancak son tutanağın dava açma süresi içerisinde tutulduğu durumlarda zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine gelmiş sayılıp sayılmayacağı hususunun anılan Yargıtay uyuşmazlık giderme kararında ele alınmadığı görülmektedir.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede;
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca arabuluculuğa başvuru için öncelikle taraflar arasında bir hukuk uyuşmazlığının varlığı, arabuluculuğun bir ön koşuludur. Yargıtay kararında da açıkça belirtildiği üzere taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık bulunmadığı veya uyuşmazlık çıkarılamayacak olan bir dönemde sanki tarafların arasında uyuşmazlık varmış gibi dava şartı arabuluculuğa başvuru yapılarak anlaşmamaya ilişkin son tutanak düzenletilmesi bu arabuluculuk başvurusunu üçüncü kişiler nezdinde müracaat edilmesi gereken formalite niteliğinde olan bir davranış haline getirir.
Ancak, Başkanlar Kurulumuzun çoğunluğunca uyuşmazlığın bu doğrultuda giderilmesi gerektiği benimsenen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2025/2275 Esas, 2025/169 Karar sayılı kararına konu olan olayda zorunlu arabuluculuğa başvurulan 19.03.2025 tarihi, henüz ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilmek için öngörülen 01.04.2025 – 30.04.2025 tarihleri arasında değil ise de, son tutanağın düzenlendiği 07.04.2025 tarihi tahliye davasının açılabileceği 01.04.2025 – 30.04.2025 tarihleri arasında olduğuna göre, son tutanağın düzenlendiği tarihte taraflar arasındaki uyuşmazlık gerçekleşmiştir. Bu durumda sırf başvuru tarihinde henüz uyuşmazlığın oluşmadığı kabul edilerek arabuluculuğun geçersiz sayılması, arabuluculuktan beklenen amacın dışında dava açmayı zorlaştıran ve pratik bir faydası bulunmayan bir yorum olacaktır.
Nitekim, Yargıtay uygulamalarında arabuluculuğa başvuru tarihinde muaccel olmayan işçilik ücret alacaklarının, arabuluculuk son tutanağının tutulduğu tarihte muaccel hale gelmiş olması durumunda bu arabuluculuğun usulüne uygun kabul edildiği görülmektedir.”
denilerek, uyuşmazlığın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun‘un 35. maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
III. Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Konu Kararlar
A. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 08.10.2025 tarihli ve 2024/1883 E., 2025/2860 K. sayılı kararı
Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli ve 2024/1948 E., 2025/2860 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya verenin, davalının 01.10.2021 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, oğlunun konut ihtiyacı bulunduğunu ileri sürerek; ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; ihtiyacın samimi olduğu gerekçesiyle, kiralananın tahliyesine karar verildiği, davalının istinaf yoluna başvurması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla;
“…Yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki kira akdinin 01.10.2021 başlangıç tarihli ve 12 ay süreli olduğu görülmektedir. Buna göre ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının yeni dönem başlangıcı olan 01/10/2023 tarihinden itibaren bir ay içerisinde açılması gerekir.
Ancak, üstte açıklandığı üzere kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘na 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/B maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve arabuluculuğun dava şartı olduğu düzenlenmiştir O halde, arabuluculuğun dava şartı olduğu durumlarda dava şartının yerine geldiğinin kabulü için arabuluculuğa hangi tarihte başvurulması gerektiği değerlendirilmelidir.
Şöyle ki; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda bir ay içinde açılması gerekir. Dava açma süresi kamu düzenindendir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/8286 Esas, 2016/3259 Karar sayılı kararında bu husus “Davanın yıldan yıla uzayan kira sözleşmesinin süre sonu olan … tarihinden sonra dava açılması gerekirken süre sonu beklenmeden erken dava açılmıştır. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı tarafından ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır. Açılan davanın süresinden önce açılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece işin esasının incelenerek kiralananın tahliyesine karar verilmiş olması doğru değildir.” şeklinde açıklanmıştır.
Öte yandan, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun 18/A maddesi 15. bendinde “Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak isteyen kiraya verenin yeni dönem başladıktan sonra bir ay içerisinde arabuluculuk bürosuna başvurması ve son tutanağın düzenlenmesinden itibaren arabuluculuk bürosuna başvuru ile durmuş olan dava süresi kaldığı yerden devam edeceğinden, bir aylık dava süresinden kalan süre içerisinde davasını açması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise kira sözleşmesinin tarihi 01/10/2021 tarihi olduğuna göre, yeni dönem 01/10/2023 tarihinde başlayacaktır. Davacının arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin 20/09/2023 tarihi olduğu ve anlaşamama tutanağının da 05/10/2023 tarihinde düzenlendiği görülmektedir. Bu durumda arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi dava açma süresinin başladığı 01/10/2023 tarihinden öncedir.
Dava açma süresinin emredici hukuk kurallarına göre düzenlendiği ve kamu düzeninden olduğu durumda dava açma süresi başlamadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması halinde usulüne uygun bir şekilde arabuluculuk sürecinin işletildiği ve zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine geldiği söylenemez.
Somut olayda dava 17/10/2023 tarihinde açılmış olup, dava tarihi yeni dönem başlangıcından itibaren bir ay içinde ise de dava açma süresi başlamadan arabuluculuk bürosuna başvurulduğundan, henüz dava açma süresi başlamadan yapılan başvurunun dava şartını karşılamadığı kabul edilmelidir.
Buna göre mahkemece usulüne uygun zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine gelmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.”
gerekçesiyle; başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine, kesin olarak karar verilmiştir.
B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 26.12.2025 tarihli ve 2025/2275 E., 2025/169 K. sayılı kararı
Bursa 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.09.2025 tarihli ve 2025/564 E., 2025/1055 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya verenin, davalının 01.04.2021 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, konut ihtiyacı bulunduğunu ileri sürerek; ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince,
“Somut olayda; davanın ihtiyaç sebebiyle tahliye istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki kira akdinin 01/04/2021 başlangıç tarihli ve 1 yıllık olduğu görülmektedir. Buna göre ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının yeni dönem başlangıcı olan 01/04/2025 tarihinden itibaren bir ay içerisinde açılması gerekir.
Ancak, üstte açıklandığı üzere kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘na 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/B maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve arabuluculuğun dava şartı olduğu düzenlenmiştir Bu durumda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak isteyen kiraya verenin yeni dönem başladıktan sonra bir ay içerisinde arabuluculuk bürosuna başvurması ve son tutanağın düzenlenmesinden itibaren arabuluculuk bürosuna başvuru ile durmuş olan dava süresi kaldığı yerden devam edeceğinden, bir aylık dava süresinden kalan süre içerisinde davasını açması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise kira sözleşmesinin tarihi 01/04/2021 tarihi olduğuna göre, yeni dönem 01/04/2025 tarihinde başlayacaktır. Davacının arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin 19/03/2025 tarihi olduğu ve anlaşamama tutanağının da 07/04/2025 tarihinde düzenlendiği görülmektedir. Bu durumda arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi dava açma süresinin başladığı 01/04/2025 tarihinden öncedir.
Dava açma süresinin emredici hukuk kurallarına göre düzenlendiği ve kamu düzeninden olduğu durumda dava açma süresi başlamadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması halinde usulüne uygun bir şekilde arabuluculuk sürecinin işletildiği ve zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine geldiği söylenemez.
Somut olayda dava 15/04/2025 tarihinde açılmış olup, dava tarihi yeni dönem başlangıcından itibaren bir ay içinde ise de dava açma süresi başlamadan arabuluculuk bürosuna başvurulduğundan, henüz dava açma süresi başlamadan yapılan başvurunun dava şartını karşılamadığı kabul edilerek (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD 03/01/2025 Tarih, 2024/3188E., 2024/3486K) dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacının istinaf yoluna başvurması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla;
“… açıklandığı üzere, kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘na 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/B maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve arabuluculuğun dava şartı olduğu düzenlenmiştir.
O halde, arabuluculuğun dava şartı olduğu durumlarda dava şartının yerine geldiğinin kabulü için arabuluculuğa hangi tarihte başvurulması gerektiği değerlendirilmelidir.
Şöyle ki;
Dava açma süresi kamu düzenindendir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/8286 Esas, 2016/3259 Karar sayılı kararında bu husus “Davanın yıldan yıla uzayan kira sözleşmesinin süre sonu olan … tarihinden sonra dava açılması gerekirken süre sonu beklenmeden erken dava açılmıştır. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı tarafından ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır. Açılan davanın süresinden önce açılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece işin esasının incelenerek kiralananın tahliyesine karar verilmiş olması doğru değildir. ” şeklinde açıklanmıştır.
Öte yandan, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun 18/A maddesi 15. bendinde “Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak isteyen kiraya verenin dava açma süresi başladıktan sonra arabuluculuk bürosuna başvurması ve son tutanağın düzenlenmesinden itibaren arabuluculuk bürosuna başvuru ile durmuş olan dava süresi kaldığı yerden devam edeceğinden, kalan süre içerisinde davasını açması gerektiği anlaşılmaktadır.
Dava açma süresinin emredici hukuk kurallarına göre düzenlendiği ve kamu düzeninden olduğu durumda dava açma süresi başlamadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması halinde usulüne uygun bir şekilde arabuluculuk sürecinin işletildiği ve zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine geldiği söylenemez.
Somut olayda, kira akdinin 01.04.2021 başlangıç tarihli ve 1 yıllık olduğu, bu durumda yeni dönemin 01.04.2025 tarihinde başlayacağı, davacının 19.03.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu ve son tutanağın 07.04.2025 tarihinde tutulduğu görülmektedir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/3188 E., 2024/3486 K. sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesinin 27.03.2024 tarihli ve 2024/1098 E., 2024/847 K. sayılı Kararı arasında çıkan uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025/1495 Esas, 2025/3048 Karar sayılı kararında da “… dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun da, tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra yapılması gerekir. Eş söyleyişle, dava açma süresi başlamadan önce yapılacak dava şartı arabuluculuk başvurusu ile dava şartı arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olmayacaktır.” denilmek suretiyle dava açma süresi başlamadan önce yapılan arabuluculuğun dava şartını sağlamayacağı kabul edilmiştir.
Ancak, Yargıtay’ın bu kararı arabuluculuk sürecinin henüz dava açma süresi başlamadan önce başlatıldığı ve son tutanağın da henüz dava açma süresi başlamadan önce tutularak arabuluculuk sürecinin dava açma süresi başlamadan önce tamamlanmış olması durumunu irdelemektedir.
Somut olayda ise her ne kadar davacı henüz dava açma süresi başlamadan önce arabuluculuğa başvurmuş ise de, arabuluculuk sürecinin tamamlandığı 07.04.2025 tarihli anlaşamama son tutanağı tarihinde dava açma süresi başlamış durumdadır. Dairemizce bu durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekmiştir: Taraflar arasında uyuşmazlık çıktığından söz edilebilmesi için; taraflardan birinin diğer tarafa karşı bir hak iddiasında bulunması, bunu ileri sürmesi; ancak karşı tarafın bu iddia ve talebi kabul etmemesi sonucunda kendi aralarında anlaşamamış olmaları gerekir. Taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık bulunmadığı veya uyuşmazlık çıkarılamayacak olan bir dönemde sanki tarafların arasında uyuşmazlık varmış gibi dava şartı arabuluculuğa başvuru yapılarak anlaşmamaya ilişkin son tutanak düzenletilmesi bu arabuluculuk başvurusunu üçüncü kişiler nezdinde müracaat edilmesi gereken formalite niteliğinde olan bir davranış haline getirir. Günümüzde dava şartı arabuluculuk masraflarının Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanıyor olması karşısında henüz uyuşmazlığın çıkmadığı bir dönemde formaliteden yapılacak bir dava şartı arabuluculuğa başvuru devlet bütçesine yüklenen haksız bir harcama kalemini oluşturacaktır.
Kiraya verenin kiracısından ihtiyaç sebebiyle kiralananı ne zaman tahliyesini isteyebileceği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesinde belirtildiği halde bu sürelere riayet edilmeksizin çok öncesinde sırf ileride kiracının kiralananı tahliye etmeme ihtimaline binaen, bu talebin kabul edilmeyeceği peşin fikriyle tahliye konusunda uyuşmazlık varmış gibi hareket edilip zamanından önce başlatılan zorunlu arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşmamaya ilişkin son tutanak ve anlaşmama belgesi ilgili kanun kapsamında olan geçerli bir dava şartı arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlendiği kabul edilemez.
Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca tahliye davasının yeni dönemde bir ay içerisinde açılması gerekir. Kiraya verenin yeni dönem başlamadan, çok öncesinde dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunduğu durumda bu başvuru tarihi itibariyle şartlarına göre tahliye etmeyi kabul etmeyen kiracının anlaşmamaya ilişkin son tutanağın düzenlenmesi sonrasında dava açma süresi gelene kadar aradan geçen sürede şartlarının değişmesiyle tahliyeyi gerçekleştirdiğinde dava açma hakkı doğmadan erken yapılan ve olumsuz olarak neticelenen dava şartı arabuluculuk faaliyeti işlevsiz hale gelecektir. Kiraya verenin tahliye davası açma hakkının doğduğu andan itibaren arabuluculuğa başvurusu ile arabuluculukta geçen süre bakımından dava açma hakkının kullanım süresi bakımından bir kaybı olmayacaktır. Zira dava şartı arabuluculuğa başvuru ile son anlaşmama tutanağının düzenlenmesine kadarki geçen süre 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun 16/2 maddesi uyarınca zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Ancak, davacı dava açma süresi başlamadan kısa bir süre önce arabuluculuğa başvurmuş olsa dahi, arabuluculukta geçen süre nedeniyle son tutanak dava açma süresi içerisinde düzenlenmiş ise, bu durumda arabuluculuk görüşmesi dava açma süresi içerisinde yapılmış ve anlaşma sağlanamamış kabul edilmelidir. Zira bu tarih itibarı ile dava açma süresi dolmuş ve kiracı tahliyeyi kabul etmeme iradesini dava açma süresi başladıktan sonra ortaya koymuştur. Aksinin kabulü arabuluculuk sürecinden beklenen hukuki yarara herhangi bir katkı sağlamayacaktır.
Bu nedenle dairemizce üstte belirtilen Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin uyuşmazlık gidermeye ilişkin 2025/1495 Esas, 2025/3048 Karar sayılı kararının arabuluculuk sürecine başvuru ve son tutanak tarihlerinin henüz dava açma süresi başlamadan önce tamamlandığı durumlara münhasır olduğu, arabuluculuk süreci henüz dava açma süresi başlamadan önce başlatılmış ise de, son tutanak dava açma süresi başladıktan sonra tutulmuş ise, bu durumda arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Bu durumda somut olayda son tutanak tarihi itibarı ile dava açma süresi başlamış olduğundan, açılan davada arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmelidir. Mahkemece davanın esasına girilerek incelenmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir.
Yargılamadaki hukuka aykırılıkların niteliğine göre eksikliklerin dairemizce duruşma açılarak veya dosya üzerinden tamamlanması mümkün bulunmamaktadır. Davada yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın dairemiz kararında açıklanan kaldırma gerekçelerine göre yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.”
gerekçesiyle; başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine, kesin olarak karar verilmiştir.
IV. Gerekçe
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin yukarıda açıklanan kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlık; ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davalarında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuğun süresinde yapıldığının kabul edilebilmesi için başvuru tarihinin mi yoksa son tutanağın düzenlenme tarihinin mi esas alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesinin kararları arasında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine göre; belirli süreli kira sözleşmelerinden kaynaklanan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun dava açma süresinden önce yapılıp yapılamayacağına ilişkin uyuşmazlık bulunduğunu belirterek, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesinin talep edilmesi üzerine, Dairece verilen 26.05.2025 tarihli ve 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı ilamla; dava şartı olarak arabuluculuğa başvuruda bulunabilmek için öncelikle uyuşmazlığın doğması, yani kira sözleşmesinin süresinin sona ermesi ve kiraya verenin tahliye davası yolu ile tahliye isteminde bulunma hakkının doğması gerektiği, aksi takdirde henüz tahliye davası açma hakkı bulunmayan kiraya verenin kira süresinin sona ermesinden çok öncesinde dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunduğu durumda, bu başvuru tarihi itibariyle şartlarına göre tahliye etmeyi kabul etmeyen kiracının anlaşmamaya ilişkin son tutanağın düzenlenmesi sonrasında sürenin sona ermesine kadar aradan geçen sürede şartlarının değişmesiyle süre bitimi itibariyle tahliyeyi gerçekleştirdiğinde, dava açma hakkı doğmadan erken yapılan ve olumsuz olarak neticelenen dava şartı arabuluculuk faaliyetinin işlevsiz hale geleceği, kiraya verenin tahliye davası açma hakkının doğduğu andan itibaren arabuluculuğa başvurusu ile arabuluculukta geçen süre bakımından dava açma hakkının kullanım süresi bakımından bir kaybı olmayacağı değerlendirilerek, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca, belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak açılacak olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun; tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra, diğer bir anlatımla dava açma süresi içerisinde yapılması gerektiği belirtilerek uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta ise; dava açma süresinde önce yapılan başvurunun, dava açma süresi içerisinde sonuçlanması hali söz konusudur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun 18/A maddesinin 9. bendinde yer alan, arabulucunun, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandıracağı, bu sürenin zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabileceği düzenlemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, Anayasal dayanağı olan bir ilke olup Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü bendinde davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir.
Bu durumda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun uygulanmasındaki amaç ve usul ekonomisi gözetildiğinde; arabuluculuk başvurusu dava açma hakkının doğmasından önce yapılmış olsa da, söz konusu başvurunun dava açma süresi içinde sonuçlanmış olması halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan sebeplerle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca, açılacak olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun; tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra diğer bir anlatımla dava açma süresi içerisinde sonuçlanması halinde zorunlu arabuluculuk başvurusunun süresinde yapıldığının kabul edilmesi gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın açıklandığı şekilde giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
V. Karar
1. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine,
2. Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
15.06.2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Arabuluculuğun Süresinde Yapılıp Yapılmadığının Belirlenmesi – Kayseri İş Hukuku Avukatı
İş ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili süreçlerde herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. Gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması ve herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir iş hukuku avukatından hukuki yardım almaları faydalı olacaktır.
Alanında uzman Kayseri İş Hukuku Avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; iş ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili her türlü dava sürecinde müvekkillerine avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. İşe iade, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai alacağı, ilave tediye alacağı ve benzer davaların açılması ve takibi, takibi başta olmak üzere -bunlarla sınırlı olmamak üzere- iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili her türlü konuda Kayseri İş Hukuku Avukatı kadromuz ile iletişime geçebilirsiniz.
Kayseri İş Hukuku Avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

