Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası
Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucunda yapılan eylemin sonucunun öngörülemeyerek suçun kanuni tanımında belirtilen neticenin gerçekleşmesi halidir. Taksirle yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş bir suçtur. Taksirle yaralama; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket eden failin öngörülebilir bir neticeyi “öngöremeyerek” yaralama fiili işlemesidir. Alanında yetkin Kayseri Ceza Avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu olarak, taksirle yaralama suçuna ilişkin gerçek ve tüzel kişilere yönelik her türlü suç isnadı, cezai şikâyet, kovuşturma, soruşturma ve diğer ceza davası konularında müvekkillerimize avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktayız. “Taksirle Yaralama Suçu ile ilgili Örnek Yargıtay Kararları”na sitemizden ulaşabilirsiniz. Failin, yaralama eylemini doğrudan kastla bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi halinde kasten yaralama suçundan, dikkatsiz ve özensiz davranışı ile neticeyi öngöremeden yaralamayı gerçekleştirmesi halinde ise taksirle yaralama suçundan bahsedilecektir. Bununla birlikte taksirli yaralama suçunda, fail fiilinin sonucunu öngörememekle birlikte hareketi kendi iradesiyle yapmış olmalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda taksirle adam yaralayan kimse için hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Taksirle yaralama suçu, Kanun’da “taksirle bir başkasının vücuduna acı vermek, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına sebep olmak” şeklinde tanımlamıştır. Kanun\’da ayrıca taksirle yaralama suçu kapsamında cezanın artırılacağı nitelikli haller de düzenlenmiştir. Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, alanında uzman Kayseri ceza avukatı kadrosu ve ceza davalarında 15 yılı aşkın deneyimi ile güncel mevzuat ve içtihatlar çerçevesinde, müvekkillerimize en etkili sonucu sağlamak için hukuki destek vermektedir. Taksirle Yaralama Suçunun Cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen taksirle adam suçu, şikayete tabi suçlar arasında olup şikayet süresi, suçun işlenmesinden ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Taksirle yaralama suçunda dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Bununla birlikte zamanaşımı süresinin 12 yıla kadar çıkabildiği belirli süreçler de bulunmaktadır. Bu bağlamda gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması ve herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir avukattan hukuki yardım almaları faydalı olacaktır. Bununla birlikte yaralama suçunun bilinçli taksirle işlenmesi halinde, suçun basit hali şikayete tabi ise de; Kanun’da düzenlenen nitelikli hallerin bilinçli taksirle işlenmesi şikayete bağlı değildir, savcılık tarafından resen soruşturulacaktır. Taksirle yaralama suçu ve cezasının düzenlendiği Türk Ceza Kanunu’na göre taksirle bir başkasının bedenine acı verme, sağlığının algılama kabiliyetinin bozulmasına sebebiyet verme durumunda fail üç aydan bir yıla kadar hapis ya da adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Taksirle yaralama suçunun cezası hapis veya adli para cezası olarak düzenlenmekle birlikte Kanun’da cezayı artırıcı sebepler de öngörülmüştür. Neticesi bakımından ağırlaşmış hallerde taksirle yaralama cezası artırılmıştır. Mağdurun duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, vücudundaki en az bir kemiğin kırılması, konuşmasında sürekli zorluk ya da yüzünde sabit bir iz oluşması, yaşamını tehlikeye sokan bir durum veya gebe kadının vaktinden önce doğurması durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Mağdurun iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanması veya bitkisel hayata girmesi halinde, duyuları ya da organlarından birinin işlevini tamamen yitirmesi halinde, konuşma veya çocuk yapma yeteneğini kaybetmesi halinde, yüzünün sürekli olarak değişmesi ya da gebe kadının çocuğunu kaybetmesi veya düşürmesi halinde ise verilecek ceza 1 katı oranında artırılacaktır. Bununla birlikte fiil birden fazla kimsenin yaralanmasına neden olursa taksirle yaralama suçunun cezası altı aydan 3 yıla kadar hapis olacaktır. Taksirle yaralama suçu, uzlaştırma uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Bu bağlamda soruşturma veya kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması, uzlaşmanın sağlanamaması halinde soruşturma veya yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir. Taksirle yaralama suçu şikâyete tabi olduğu gibi mağdur veya müştekinin şikâyetten vazgeçmesi halinde ceza davası düşer. Ancak, bilinçli taksirle adam yaralama suçunun basit şekli şikâyete tabi olmakla birlikte suçun nitelikli hallerinin bilinçli taksirle işlenmesi halinde, soruşturma şikâyete tabi değildir. Alanında yetkin Kayseri Ceza Avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek taksirle yaralama suçuna ilişkin dava sürecine katılan taraflara hukuki yardım sunmaktadır. Taksirle Yaralama Suçunda Cezanın Ertelenmesi veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Taksirle yaralama suçu nedeniyle seçimlik ceza olarak adli para cezasına hükmedilebilir. Cezanın hapis cezası olarak tayin edilmesi durumunda ise, artık bu ceza adli para cezasına çevrilemeyecektir. Bununla birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen şartların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür. Ancak Kanunda bir düzenleme bulunmadığı için taksirle yaralama suçu ile ilgili etkin pişmanlık hükümleri uygulanmayacaktır. Taksirle Yaralama Suçunun Unsurları Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. Gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması ve herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir avukattan hukuki yardım almaları faydalı olacaktır. Suçun maddi konusu insandır. Taksirle yaralama suçunun oluşması için ancak bir insan bedeni üzerinde acı verme ya da sağlığını bozma şeklinde gerçekleşmesi gerekir. Taksirle yaralama suçu, bir başkasının sağlığını bozma, algılama yeteneğini bozma ya da vücuduna acı verme neticesinde oluşur. Taksirle yaralama suçunun oluşmasında failin hareketi ile gerçekleşen sonuç arasında bir nedensellik bağının bulunması zorunlu olmakla birlikte suç ancak bir insan hareketi ile gerçekleşebilir. Aksi takdirde, netice faile yüklenemez. Taksir, bu suçun manevi unsurunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarında da belirtildiği üzere taksirli yaralama suçunun unsurları şu şekilde sıralanabilir: Fiilin taksirle işlenebilen bir fiil olması, Hareketin iradi olması, Sonucun iradi olmaması, istenmemesi, Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen fail tarafından öngörülmemiş olması, Fiil ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması, Fiilin Taksirle İşlenebilen Bir Fiil Olması: Bir fiilin taksirli suç olarak nitelendirilebilmesi için o fiilin kanunda taksirli suç olarak düzenlenmiş olması gereklidir. Bu bağlamda, taksirli suçlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda açık ve net olarak belirtilmiştir. Sadece kasten işlenebilen fiiller ve Kanun’da açıkça fiilin taksirli halinin cezalandırılmadığı suçlar, taksirli suç olarak değerlendirilemez. Bu bakımdan, yaralama suçu, taksirle işlenebilen bir suçtur. Hareketin İradi Olması: Kasten işlenen suçlarda olduğu gibi taksirli yaralama suçunda da failin hareketi kendi özgür iradesiyle yapması gerekir. Bununla birlikte failin irade özgürlüğünü kaybetmesi kendi kusuruyla gerçekleşmişse, fail bu durumda taksirli suçtan sorumlu olacaktır. Sonucun İstenmemesi: Fail, yaralama suçuna sebep olan fiili kendi özgür iradesiyle işlemiş olsa da, taksirli yaralama suçundan bahsedebilmek için failin oluşan sonucun meydana gelmesini istememesi gerekir. Sonucun istenmemesi, taksirli suçlar ile kasıtlı suçları birbirinden ayıran en önemli özelliktir. Failin neticeyi istemesi halinde; taksirli suçtan değil, kasten işlenen bir suçtan bahsedilecektir. Sonucun Öngörülebilir Olması: Taksirli
Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası Read More »

