Arabuluculuğun Süresinde Yapılması
Arabuluculuğun Süresinde Yapılıp Yapılmadığının Belirlenmesi Arabuluculuğun Süresi: Dava açma hakkının doğmasından önce yapılan arabuluculuk başvurusunun dava açma süresi içinde sonuçlanması halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2026/2725 Karar No: 2026/3805 Karar Tarihi: 15.06.2026 I. Başvuru Avukat … 13.01.2026 tarihli başvurusunda; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. ve 18. Hukuk Daireleri arasında, arabuluculuğun süresinde yapıldığının kabul edilebilmesi için başvuru tarihinin mi yoksa son tutanağın düzenlenme tarihinin mi esas alınması gerektiği hususunda uyuşmazlık bulunduğu belirtilerek, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir. II. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu Kararı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 16.02.2026 tarihli ve 2026/1 E., 2026/1 K. sayılı kararıyla; “…İncelenen her iki dava dosyasında da davaların ihtiyaç nedeniyle tahliyeye ilişkin olduğu, … 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘na eklenen 18/B maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamına alınan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, arabuluculuk sürecinin hangi tarihte yürütülmesi gerektiği, henüz dava açma süresi gelmeden önce arabuluculuk süreci tamamlandığında, yapılmış bu arabuluculuğun zorunlu arabuluculuk dava şartını sağlayıp sağlamayacağı, daha öncesinde uyuşmazlık konusu olmuş, konu Başkanlar Kurulumuzun 24.02.2025 tarihinde, 2025/3 Esas sayısı ile ele alınmış ve bu konudaki uyuşmazlık Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025/1495 Esas, 2025/3048 Karar sayılı kararı ile giderilmiştir. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin bu Yargıtay kararında; – Taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık bulunmadığı veya uyuşmazlık çıkarılamayacak olan bir dönemde sanki tarafların arasında uyuşmazlık varmış gibi dava şartı arabuluculuğa başvuru yapılarak anlaşmamaya ilişkin son tutanak düzenletilmesi bu arabuluculuk başvurusunu üçüncü kişiler nezdinde müracaat edilmesi gereken formalite niteliğinde olan bir davranış haline getirir. – Kiraya verenin kiracısından ihtiyaç (gereksinim) sebebiyle kiralananı ne zaman tahliyesini isteyebileceği ilgili hükümde belirtildiği halde bu sürelere riayet edilmeksizin çok öncesinde sırf ileride kira süresinin bitiminden sonra kiracının kiralananı tahliye etmeme ihtimaline binaen, bu talebin kabul edilmeyeceği peşin fikriyle tahliye konusunda uyuşmazlık varmış gibi hareket edilip zamanından önce başlatılan zorunlu arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşmamaya ilişkin son tutanak ve anlaşmama belgesi ilgili kanun kapsamında olan geçerli bir dava şartı arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlendiği kabul edilemez. – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca açılacak olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarının belirli süreli kira sözleşmelerinde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemin eve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak açılabileceğine göre; dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun da, tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra yapılması gerekir. Eş söyleyişle, dava açma süresi başlamadan önce yapılacak dava şartı arabuluculuk başvurusu ile dava şartı arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olmayacaktır. Açıklamalarına yer verildiği ve hüküm kısmında, “… ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun; tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra diğer bir anlatımla dava açma süresi içerisinde yapılması gerektiğine,” şeklinde belirtildiği, – Karar kapsamında zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihinden bahsedilmiş ise de, başvurunun dava açma süresinden önce olduğu, ancak son tutanağın dava açma süresi içerisinde tutulduğu durumlarda zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine gelmiş sayılıp sayılmayacağı hususunun anılan Yargıtay uyuşmazlık giderme kararında ele alınmadığı görülmektedir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca arabuluculuğa başvuru için öncelikle taraflar arasında bir hukuk uyuşmazlığının varlığı, arabuluculuğun bir ön koşuludur. Yargıtay kararında da açıkça belirtildiği üzere taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık bulunmadığı veya uyuşmazlık çıkarılamayacak olan bir dönemde sanki tarafların arasında uyuşmazlık varmış gibi dava şartı arabuluculuğa başvuru yapılarak anlaşmamaya ilişkin son tutanak düzenletilmesi bu arabuluculuk başvurusunu üçüncü kişiler nezdinde müracaat edilmesi gereken formalite niteliğinde olan bir davranış haline getirir. Ancak, Başkanlar Kurulumuzun çoğunluğunca uyuşmazlığın bu doğrultuda giderilmesi gerektiği benimsenen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2025/2275 Esas, 2025/169 Karar sayılı kararına konu olan olayda zorunlu arabuluculuğa başvurulan 19.03.2025 tarihi, henüz ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilmek için öngörülen 01.04.2025 – 30.04.2025 tarihleri arasında değil ise de, son tutanağın düzenlendiği 07.04.2025 tarihi tahliye davasının açılabileceği 01.04.2025 – 30.04.2025 tarihleri arasında olduğuna göre, son tutanağın düzenlendiği tarihte taraflar arasındaki uyuşmazlık gerçekleşmiştir. Bu durumda sırf başvuru tarihinde henüz uyuşmazlığın oluşmadığı kabul edilerek arabuluculuğun geçersiz sayılması, arabuluculuktan beklenen amacın dışında dava açmayı zorlaştıran ve pratik bir faydası bulunmayan bir yorum olacaktır. Nitekim, Yargıtay uygulamalarında arabuluculuğa başvuru tarihinde muaccel olmayan işçilik ücret alacaklarının, arabuluculuk son tutanağının tutulduğu tarihte muaccel hale gelmiş olması durumunda bu arabuluculuğun usulüne uygun kabul edildiği görülmektedir.” denilerek, uyuşmazlığın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun‘un 35. maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir. III. Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Konu Kararlar A. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 08.10.2025 tarihli ve 2024/1883 E., 2025/2860 K. sayılı kararı Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli ve 2024/1948 E., 2025/2860 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya verenin, davalının 01.10.2021 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, oğlunun konut ihtiyacı bulunduğunu ileri sürerek; ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; ihtiyacın samimi olduğu gerekçesiyle, kiralananın tahliyesine karar verildiği, davalının istinaf yoluna başvurması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; “…Yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki kira akdinin 01.10.2021 başlangıç tarihli ve 12 ay süreli olduğu görülmektedir. Buna göre ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının yeni dönem başlangıcı olan 01/10/2023 tarihinden itibaren bir ay içerisinde açılması gerekir. Ancak, üstte açıklandığı üzere kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘na 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/B maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve arabuluculuğun dava şartı olduğu düzenlenmiştir O halde, arabuluculuğun dava şartı olduğu durumlarda dava şartının yerine geldiğinin kabulü için arabuluculuğa hangi tarihte başvurulması gerektiği değerlendirilmelidir. Şöyle ki; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda bir ay içinde açılması gerekir. Dava açma süresi kamu düzenindendir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/8286 Esas, 2016/3259 Karar sayılı kararında bu husus “Davanın yıldan yıla uzayan kira sözleşmesinin süre sonu olan … tarihinden sonra dava açılması gerekirken süre sonu beklenmeden erken dava açılmıştır. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı tarafından ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır. Açılan davanın süresinden önce açılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece işin esasının incelenerek kiralananın tahliyesine karar verilmiş olması doğru değildir.” şeklinde açıklanmıştır. Öte yandan, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun 18/A maddesi
Arabuluculuğun Süresinde Yapılması Read More »

