Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminat
Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ürettiği çelik kapılarda TSE işaretini kullandığının tespit edildiği, davalının TSE işaretini kullanım biçiminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun ilgili maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken marka hakkına tecavüz niteliğinde bir fiil olduğu, TSE Belgelendirme Yönergesi’nde belirtilen maddi tazminat için tavan ücretinin iki katı manevi tazminat için tavan ücretinin üç katı tazminat hesaplanacağına yönelik madde bağlayıcı bir hüküm olmasa da bu maddenin Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ilgili maddelerine aykırı da olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TSE markasının haksız kullanımı nedeniyle tecavüzün ve TSE markasını taşıyan belge ve ürünlerin kullanılmasının önlenmesine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. (6769 s. K. m. 29, 150, 151) (6100 s. K. m. 353, 370, 372) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2018/3188 Karar No: 2019/4817 Karar Tarihi: 25.06.2019 Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 04/10/2017 tarih ve 2017/49 E. – 2017/468 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/04/2018 tarih ve 2017/1582-2018/438 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili kurum markalarının 556 sayılı KHK kapsamında koruma altında olduğunu, Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/44 D.İş sayılı dosyasından yaptırdıkları tespitte davalının “TSE” belgesi sahibiymiş gibi ürün üretip satışını yaptığının ve müvekkili kuruma ait “TSE” belgesinin haksız olarak kullanıldığının tespit edildiğini, davalının TSE belgesini haksız kullanmaya devam ettiğini ve kullanımın haksız rekabete mahal verdiğini, davalının bu davranışının kamuoyunu yanıltıp müvekkili kurumun belgelerine karşı tecavüz oluşturduğunu, davalının 5833 sayılı Yasa ve 556 sayılı KHK hükümlerine aykırı hareket ettiğini ileri sürerek, TSE belgesinin haksız kullanımının engellenmesine, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 5.880,00 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin çelik kapı imalatı için girişimde bulunduğu iş yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevlileri geldiğinde 28/11/2016 tarihinde üretim yapmadığının beyan altına alındığını, mahkemece 01/12/2016 tarihinde yapılan tespitte ise imalathane içindeki kartonlarda “TSE” damgasının olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin tespite karşı “TSE için başvuruları yaptığını, gerekli evrakların hazırlanıp teslim edildiğini” beyan ettiğini, tespit raporunda geçen TSE damgalı karton kutuların müvekkilinin iş girişimi öncesinde tedarikçiden toplu olarak aldığı ürünler olduğunu, müvekkilinin belge almaksızın üretime geçip ürün imal etmediğini, raporda geçen sevkiyata hazır çelik kapının ise TSE numunesi olarak işyerinde bekletildiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ürettiği çelik kapılarda TSE işaretini kullandığının tespit edildiği, davalının TSE işaretini kullanım biçiminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun 29/1-(a) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken marka hakkına tecavüz niteliğinde bir fiil olduğu, TSE Belgelendirme Yönergesi’nde belirtilen maddi tazminat için tavan ücretinin iki katı manevi tazminat için tavan ücretinin üç katı tazminat hesaplanacağına yönelik madde bağlayıcı bir hüküm olmasa da bu maddenin Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 150 ve 151. maddelerine aykırı da olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TSE markasının haksız kullanımı nedeniyle tecavüzün ve TSE markasını taşıyan belge ve ürünlerin kullanılmasının önlenmesine, 5.880,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. Sonuç Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2019 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi için Ürünler ile Somut Kazanç Sağlanmış Olması Gerekli Değildir Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi: Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile bilirkişi raporuna göre davalının işyerinde … markalı 50 takım toplam 600 adet çatal, bıçak, kaşık, servis malzemelerinin üretimin yapıldığı ve ambalajlar içinde olduğunun tespit edildiği, davalının kullanımının davacının … ibareli markalarının tescil sınıfında olup markaya tecavüzün kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, tespit dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre davalının ürünlerin numune olduğuna yönelik savunmasının dinlenemeyeceği, mahkemece yargılama aşamasında da yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporun yeterli ve hükme elverişli olduğu, maddi tazminata hükmolunması için davalının ürünler nedeni ile somut kazancı olmasının gerekli olmadığı dikkate alındığında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. (6769 s. K. m. 7, 29, 151) (6100 s. K. m. 353, 370, 372) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2025/3342 Karar No: 2026/288 Karar Tarihi: 20.01.2026 Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. Dava Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun yıllardır mutfak eşyaları alanında “…” markası ile faaliyet göstermekte olan ünlü bir markanın sahibi olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde “…” ibaresini marka olarak 2011/594 55… /… sayılar ile tescil ettirdiğini, ancak hal böyle iken davalı şirketin, müvekkili şirkete ait olan “…” ibaresini tescilli markasıymış gibi taklit ederek ürettiğini ve satışına konu ederek haksız kazanç sağladığını, bu hususların İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/264 Değişik İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini ve davalının kullanımlarının müvekkiline ait markaya tecavüz ettiğini ve maddi, manevi zararlara uğrattığını ileri sürerek müvekkili adına tescilli markaya yönelik tecavüzün önlenmesini ve men’ini, şimdilik 10.000,00
Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminat Read More »

