Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi için Dava Konusu Ürünler ile Somut Kazanç Sağlanmış Olması Gerekli Değildir - Kayseri Ticaret Avukatı - Kayseri Marka Avukatı - Kayseri Marka Vekili - Kayseri Patent Avukatı - Kayseri Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi

Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ürettiği çelik kapılarda TSE işaretini kullandığının tespit edildiği, davalının TSE işaretini kullanım biçiminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun ilgili maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken marka hakkına tecavüz niteliğinde bir fiil olduğu, TSE Belgelendirme Yönergesi’nde belirtilen maddi tazminat için tavan ücretinin iki katı manevi tazminat için tavan ücretinin üç katı tazminat hesaplanacağına yönelik madde bağlayıcı bir hüküm olmasa da bu maddenin Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ilgili maddelerine aykırı da olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TSE markasının haksız kullanımı nedeniyle tecavüzün ve TSE markasını taşıyan belge ve ürünlerin kullanılmasının önlenmesine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

(6769 s. K. m. 29, 150, 151) (6100 s. K. m. 353, 370, 372)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Esas No: 2018/3188 Karar No: 2019/4817 Karar Tarihi: 25.06.2019

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 04/10/2017 tarih ve 2017/49 E. – 2017/468 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/04/2018 tarih ve 2017/1582-2018/438 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili kurum markalarının 556 sayılı KHK kapsamında koruma altında olduğunu, Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/44 D.İş sayılı dosyasından yaptırdıkları tespitte davalının “TSE” belgesi sahibiymiş gibi ürün üretip satışını yaptığının ve müvekkili kuruma ait “TSE” belgesinin haksız olarak kullanıldığının tespit edildiğini, davalının TSE belgesini haksız kullanmaya devam ettiğini ve kullanımın haksız rekabete mahal verdiğini, davalının bu davranışının kamuoyunu yanıltıp müvekkili kurumun belgelerine karşı tecavüz oluşturduğunu, davalının 5833 sayılı Yasa ve 556 sayılı KHK hükümlerine aykırı hareket ettiğini ileri sürerek, TSE belgesinin haksız kullanımının engellenmesine, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 5.880,00 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin çelik kapı imalatı için girişimde bulunduğu iş yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevlileri geldiğinde 28/11/2016 tarihinde üretim yapmadığının beyan altına alındığını, mahkemece 01/12/2016 tarihinde yapılan tespitte ise imalathane içindeki kartonlarda “TSE” damgasının olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin tespite karşı “TSE için başvuruları yaptığını, gerekli evrakların hazırlanıp teslim edildiğini” beyan ettiğini, tespit raporunda geçen TSE damgalı karton kutuların müvekkilinin iş girişimi öncesinde tedarikçiden toplu olarak aldığı ürünler olduğunu, müvekkilinin belge almaksızın üretime geçip ürün imal etmediğini, raporda geçen sevkiyata hazır çelik kapının ise TSE numunesi olarak işyerinde bekletildiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ürettiği çelik kapılarda TSE işaretini kullandığının tespit edildiği, davalının TSE işaretini kullanım biçiminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun 29/1-(a) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken marka hakkına tecavüz niteliğinde bir fiil olduğu, TSE Belgelendirme Yönergesi’nde belirtilen maddi tazminat için tavan ücretinin iki katı manevi tazminat için tavan ücretinin üç katı tazminat hesaplanacağına yönelik madde bağlayıcı bir hüküm olmasa da bu maddenin Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 150 ve 151. maddelerine aykırı da olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TSE markasının haksız kullanımı nedeniyle tecavüzün ve TSE markasını taşıyan belge ve ürünlerin kullanılmasının önlenmesine, 5.880,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2019 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi için Ürünler ile Somut Kazanç Sağlanmış Olması Gerekli Değildir

Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi: Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile bilirkişi raporuna göre davalının işyerinde … markalı 50 takım toplam 600 adet çatal, bıçak, kaşık, servis malzemelerinin üretimin yapıldığı ve ambalajlar içinde olduğunun tespit edildiği, davalının kullanımının davacının … ibareli markalarının tescil sınıfında olup markaya tecavüzün kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, tespit dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre davalının ürünlerin numune olduğuna yönelik savunmasının dinlenemeyeceği, mahkemece yargılama aşamasında da yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporun yeterli ve hükme elverişli olduğu, maddi tazminata hükmolunması için davalının ürünler nedeni ile somut kazancı olmasının gerekli olmadığı dikkate alındığında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.

(6769 s. K. m. 7, 29, 151) (6100 s. K. m. 353, 370, 372)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Esas No: 2025/3342 Karar No: 2026/288 Karar Tarihi: 20.01.2026

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. Dava

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun yıllardır mutfak eşyaları alanında “…” markası ile faaliyet göstermekte olan ünlü bir markanın sahibi olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde “…” ibaresini marka olarak 2011/594 55… /… sayılar ile tescil ettirdiğini, ancak hal böyle iken davalı şirketin, müvekkili şirkete ait olan “…” ibaresini tescilli markasıymış gibi taklit ederek ürettiğini ve satışına konu ederek haksız kazanç sağladığını, bu hususların İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/264 Değişik İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini ve davalının kullanımlarının müvekkiline ait markaya tecavüz ettiğini ve maddi, manevi zararlara uğrattığını ileri sürerek müvekkili adına tescilli markaya yönelik tecavüzün önlenmesini ve men’ini, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın, ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.05.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 30.703,00 TL arttırarak 40.703,00 TL’ye yükseltmiş, arttırarak maddi tazminatın 10.000,00 TL’lik kısmına dava tarihinden itibaren, bakiye, 30.703,00 TL’lik kısmına ise ıslah tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasını istemiştir.

II. Cevap

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İlk Derece Mahkemesi Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile … no ile “…” , … no ile “… …” ve … no ile ” …” markalarının 8. sınıfta yer alan “Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme , doğrama, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri” yönünden TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğu, davalı tarafın iş yerinde yapılan incelemelerde, üzerlerinde “…” ibaresinin markasal olarak yer aldığı çatal, kaşık ve bıçakların mevcut olduğu, davalı tarafın bu kullanımlarının herhangi bir hakka dayanmadığı, bu haliyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun 7. ve 29 maddeleri kapsamında davacının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalının bu eylemi nedeniyle 6769 sayılı Kanun’un 151/2-c maddesi kapsamında davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının 40.703,00 TL olduğu, davalının eylemi aynı zamanda davacının markadan doğan haklarını da ihlal ettiğinden, markanın bilinirliği, ihlalin şekli ve niteliği, tarafların ekonomik durumu ile manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 20.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli “…” esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün önlenmesine ve men’ine, davalı tarafa ait tecavüz teşkil eden ürünlerine el konularak imhasına, toplam 40.703,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL’lik kısmına dava tarihi olan 18/05/2022 tarihinden itibaren, bakiye 30.703,00 TL’sine ıslah tarihi olan 15/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 18/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin tirajı en yüksek bir gazete ile ilanına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İstinaf

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporuna göre davalının işyerinde … markalı 50 takım toplam 600 adet çatal, bıçak, kaşık, servis malzemelerinin üretimin yapıldığı ve ambalajlar içinde olduğunun tespit edildiği, davalının kullanımının davacının … ibareli markalarının tescil sınıfında olup markaya tecavüzün kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, tespit dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre davalının ürünlerin numune olduğuna yönelik savunmasının dinlenemeyeceği, mahkemece yargılama aşamasında da yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporun yeterli ve hükme elverişli olduğu, maddi tazminata hükmolunması için davalının ürünler nedeni ile somut kazancı olmasının gerekli olmadığı dikkate alındığında neticeten mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılığın görülmediği, davalının vekalet ücretine ilişkin istinaf istemi yönünden somut uyuşmazlıkta davaların yığılması söz konusu olup mahkemece esasen her biri ayrı dava niteliğinde olan markaya tecavüz, maddi tazminat ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde de usul ve yasaya bir aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. Temyiz
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi, maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. Sonuç

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.01.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesine ilişkin Mevzuat için Tıklayınız

Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesine ilişkin Mevzuat için Tıklayınız

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu

Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları - Madde 7

(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.

 

(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:

a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.

b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.

c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.

 

(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:

a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.

b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.

c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.

ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.

d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.

e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.

f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.

 

(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.

 

(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:

a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.

b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.

c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hallerde kullanılması.

 
Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği düzenlenmiştir. Bununla beraber, tescilsiz marka sahiplerinin hukuki durumunu düzenleyen istisnai hükümler de Kitapta yer almaktadır. Bu istisnalar kapsamında olan bir kişi, marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili önleme ya da tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğünü isteme hakkına sahip bulunmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında marka tescilinden doğan hakkın kapsamı belirtilmiş, üçüncü fıkrada ise marka sahibinin izni olmadan üçüncü kişiler tarafından markanın ticaret alanında kullanımının yasaklanabileceği haller sayılmıştır. 2015/2424 sayılı AB Marka Tüzüğünün 9 uncu maddesi ve Alman Marka Kanununun 14 üncü maddesi dikkate alınarak düzenlenen madde ile mezkur hükümlerle uyum sağlanması amaçlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendinde markanın internette kullanılması hali düzenlenmiştir. Bu bent, 2015/2424 sayılı AB Marka Tüzüğü ve Alman Marka Kanununda yer almamaktadır. Ancak, internette marka kullanımının marka hakkı kapsamına girdiği hususunda ulusal ve uluslararası doktrinde ve mahkeme içtihatlarında tam bir görüş birliği mevcuttur. Fiilen karşımıza yeni çıkan bir olgunun, markalar ile ilgili düzenleme yapılırken açıkça vazedilmesinin faydalı olacağı düşüncesiyle mezkur hüküm konulmuştur. Hüküm konulurken aralarında Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tahkim ve arabuluculuk merkezinin de bulunduğu internet alan adı ile marka arasındaki uyuşmazlıkları çözen merkezlerin kuralları esas alınmıştır. Bu bağlamda işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması şartıyla, işaretin aynı veya benzerinin internette ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması yasaklanmıştır. Türkçeye yönlendirici kod olarak çevrilen kelimenin, internetteki kullanımı "metatag"dır.

Maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (f) bentleri maddeye yeni eklenen bentler olup, bu anlamda özellikle 2015/2436 sayılı AB Direktifine ve uluslararası uygulamalara uyum sağlanmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında markanın sahibine sağladığı hakların üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade edeceği, başvuru sahibinin tazminat davası açmaya yetkili olacağı ve mahkemenin öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremeyeceği düzenlenmiştir.

Maddenin beşinci fıkrası ile, markanın sahibine sağladığı münhasır haklara sınırlamalar getirilmiştir. Söz konusu hüküm, 2015/2424 sayılı AB Marka Tüzüğünün 12 nci maddesinde ve 2015/2436 sayılı AB Marka Direktifinin 14 üncü maddesinde de yer almaktadır. Ancak 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede de yer alan hüküm, ifade ediliş biçimi bakımından doktrinde yöneltilen eleştiriler ve Tüzük ile Direktifteki anlam netliğinin Kanun Hükmünde Kararnamede bulunmaması sebepleriyle aslına uygun biçimde yeniden kaleme alınmıştır. Buna göre, gerçek kişilerin kendi ad ve adresini belirtmesi, üçüncü kişilerin mal ve hizmetler ile ilgili açıklamada bulunması ve özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça gibi malların ya da hizmetlerin kullanım amacım göstermek bakımından gereklilik bulunan hallerde markanın kullanılması marka sahibince önlenemeyecek durumlar olarak düzenlenmiştir.

 
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller - Madde 29

(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:

a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.

b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.

c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.

ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

 

(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def'i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.

 
Madde Gerekçesi

Madde ile, marka sahibinin münhasıran yetkisinde olan markayı kullanma hakkına, başkaları tarafından tecavüz edilmesini engellemek amacıyla marka hakkına tecavüz sayılan fiiller tahdidi olarak hükme bağlanmıştır.

Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, marka hakkının kapsamını belirleyen 7 nci maddeye yollama yapılarak anılan maddenin ihlalinin, yani bu maddede belirtilen biçimlerde marka kullanımının, marka sahibinin izni olmadığı müddetçe, marka hakkına tecavüz oluşturacağı belirtilmiştir, (b) bendinde, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesi; (c) bendinde, taklit markayı taşıyan ürünleri bu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği halde satan, dağıtan, bir başka şekilde ticaret alanına çıkaran, ithal işlemine tabi tutan, ihraç eden ya da ticari amaçla elde bulunduran veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunan kişinin fiili; (ç) bendinde, lisans yoluyla verilmiş hakların izinsiz şekilde genişletilmesi veya üçüncü kişilere devredilmesi; marka hakkına tecavüz fiilleri olarak düzenlenmiştir. Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen ithal işlemine tabi tutmak fiili ithal etmek fiilini de kapsamaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmünün tecavüz davalarında defi olarak ileri sürülebileceği ancak bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

 
Tazminat - Madde 150

(1) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.

 

(2) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.

 

(3) Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.

 
Madde Gerekçesi

551 ve 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde olmakla birlikte 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede olmayan tazminatın indirilmesine ilişkin düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kaldırılan hükmün uygulanması halinde, hakkı kullanan ile kullanmayan hak sahiplerinin alacakları tazminat miktarları arasında farklılık ortaya çıkacak ve bu durum adalet duygusunu zedeleyecektir. Son durumda, tazminatın, hakkın bir başka şekilde hukuka uygun olarak kullanılması halinde elde edilecek bedel nispetinde indirilmesi yaklaşımından vazgeçilmiştir.

Tazminat hukukunun genel prensibinin kusur şartı olması sebebiyle önceki düzenlemelerde yer alan kusur kelimesinin gereksiz olduğu düşünülmüş ve metinde kusur kelimesine yer verilmemiştir.

Önceki düzenlemelerde yer alan "hakkın kötü şekilde kullanılması" ibaresi ile esasında hakkın değil, ürün ve hizmetlerin kötü şekilde kullanılması ifade edilmek istendiği için ifade, amaca uygun şekilde düzeltilerek metne dahil edilmiştir.

 
Yoksun kalınan kazanç - Madde 151

(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.

 

(2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:

a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.

b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.

c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.

 

(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.

 

(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.

 

(5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.

 

(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz.

 
Madde Gerekçesi

Maddede yoksun kalman kazanç ve bu kazancın nasıl hesaplanacağı düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen hesaplama metotları arasına, önceki düzenlemelerde yer alan "hakkın kullanılması ile" ibareleri alınmamıştır. Önceki düzenlemede, tecavüz suretiyle yapılan satışlardan elde edilen kazanca, markanın katkısı oranında tazminata hükmedilmekte ve bu durum, oldukça düşük tazminatlara hükmedilmesine yol açmaktaydı. Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin, tecavüz edilerek elde edilen net kazancın hak sahibine verilmesini sağlayacak şekilde düzenleme getirmesi nedeniyle uygulamada sınai mülkiyet hakkı sahipleri, sınai mülkiyet hakkı koruması yerine haksız rekabet korumasını tercih etmekteydi. "Hakkın kullanılması ile" ibaresine metinde yer verilmeyerek hüküm, Türk Ticaret Kanunu ile uyumlu şekilde düzenlenmiş, metinden "tecavüz suretiyle elde edilen gelire sadece sınai mülkiyet hakkının sağladığı katkı" anlamının çıkmaması gerektiği düşünülmüş, ayrıca AB direktifinde de "hakkın kullanılması ile" ibaresine karşılık gelecek ifade bulunmadığı gözetilerek anılan ibarelere fıkrada yer verilmemiştir. Yapılan düzenleme ile davaların ve tazminat sorumluluğunun daha etkin hale getirilmesi amaçlanmıştır. Yine fıkranın (c) bendine göre yapılacak hesaplama sonucu hükmedilecek tazminatta dikkate alınacak kazancın "net kazanç" yani "kâr" olduğu vurgulanmıştır.

Önceki düzenlemelerde yer almamasına rağmen yoksun kalman kazancın belirlenmesinde ihlalin nitelik ve boyutunun da dikkate alınması gerektiği düşünülmüş olup, maddenin üçüncü fıkrasında bu yönde düzenleme yapılmıştır. Örneğin, bir markanın birebir taklit edilmesinde ihlal ağır olacağı için bu durum tazminatta artırım sebebi olabilecekken sadece karıştırılma tehlikesi olan bir işaretin kullanılması sebebiyle ihlal oluşması halinde ise bu durum indirim sebebi olabilecektir.

Yıllık Tecrübe
0 +
Mutlu Müvekkil
0 +
Dava Takibi
0 +
Başarı Oranı
% 0 +
Markaya Tecavüz Nedeniyle Tazminata Hükmedilmesi – Kayseri Marka Avukatı

Dava sürecinde etkin bir temsil için patent ve marka hukuku alanında deneyimli ve güncel mevzuat ile içtihatlara hakim bir avukattan hukuki destek almanız büyük önem arz etmektedir. Rekabet hukuku ile patent ve marka hukuku alanında yetkin avukat kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Bürosu,  yerli ve yabancı kişi ve kurumlara avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Zülküf Arslan Hukuk Bürosu, güvenilir, şeffaf ve profesyonel hizmet anlayışı ile hakkaniyet çizgisinden ayrılmadan faaliyetlerini sürdürmekte ve müvekkillerini mahkeme ve yasal merciler önünde başarı ile temsil etmektedir. Rekabet, patent ve marka hukuku uyuşmazlıklarında herhangi bir mağduriyete veya hak kaybına uğramamak için gerekli başvuruların ve itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması büyük önem arz etmektedir. Bu süreçte, alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. 

Kayseri Marka Avukatı arıyorsanız rekabet hukuku ile patent ve marka hukuku alanında 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile başvuru ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Bürosu’nu ziyaret edebilirsiniz.