Trafik Cezasına İtiraz ve Ödeme Emrinin İptali
Trafik Cezasına İtiraza ilişkin Dava Devam Ederken Düzenlenen Ödeme Emrinin İptali Trafik Cezasına İtiraz ve Ödeme Emrinin İptali: Davacının ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına yaptığı itiraza ilişkin dava devam ederken, söz konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konuşu ödeme emrinin düzenlendiği tarih İtibarıyla kesinleşmemiş idari yaptırımın tahsili amacıyla işlem tesis edildiği görülmektedir. Bu durumda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca verilen idari para cezası kesinleşmeden tahsili olanağı bulunmadığından, söz konusu para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekmekte iken davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. (2577 s. K. m. 20/A, 20/B, 51) (5326 s. K. m. 3, 17) (6183 s. K. m. 17, 27, 37, 55, 58) (5018 S. K. Ek 1, 2, 3 Sayılı Cetvel) (2918 s. K. m. 51) Trafik Cezasına İtiraz: Dava Devam Ederken ve İdari Para cezası Kesinleşmeden Düzenlenen Ödeme Emrinin İptali Danıştay 8. Daire Esas No: 2025/6734 Karar No: 2026/675 Karar Tarihi: 10.02.2026 İstemin Özeti: İzmir 2. İdare Mahkemesi’nin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istemidir. Danıştay Tetkik Hâkiminin Düşüncesi: İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Başsavcısının Düşüncesi: Davacı hakkındaki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu‘nun 51. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen trafik idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 21/01/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın reddine İlişkin İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarihli ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının kanun yararına incelenerek bozulması istemiyle Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile değişik “Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 51. Maddesinde yer alan düzenlemeye göre; “1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. 2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. 3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete’de yayımlanır.” Kanuni süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usuli sebeple kanun yolu incelemesine tabi tutulmadan kararın kesinleşmesi hallerinde kanun yolu İncelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usulü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır. Bu itibarla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür. Kanun yararına bozma isteminin konusunu; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu‘nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına itiraz edilmesi halinde, İtiraz üzerine verilecek mahkeme kararının kesinleştiği tarihten önce bu cezanın tahsili amacıyla ödeme, emri düzenlenip düzenlenemeyeceği; idari para cezasına itiraz edilmekle birlikte ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmış ise, sulh ceza mahkemesi kararıyla para cezasının kısmen kaldırılması halinde, iptal davasında ödeme emrinin tamamının mı yoksa kaldırılan kısmının mı iptaline karar verilmesi gerektiği oluşturmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun‘un 37. maddesinde yer alan düzenlemeye göre; “Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay İçinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu İsterse borcunu belli zamanlardan önce ödeyebilir.” Bu maddeye göre, takip işlemlerini yürüten davalı idarenin, Kanun’da belirtilen şekilde ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği hususunu re’sen inceleyerek, ödeme zamanı belirlenmemiş alacaklar için bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihini belirlemesi, akabinde süresi içerisinde ödenmeyen alacaklar için ödeme emri düzenlemesi gerekmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun‘un 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebiiğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği kuralı yer almıştır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu‘nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun’un genel hükümlerinin, İdari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen İdari para cezaları ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 4, fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin İdari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde İdari yaptırım kararının kesinleşeceği kurallarına yer verilmiştir. Öte yandan; Maliye Bakanlığınca hazırlanıp 12/05/2007 tarihli, 26520 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 442 sayılı Tahsilat Genel Tebliğinde; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri doğrultusunda, “İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi” konusunda da açıklama yapılmış ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanun’a göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara İlişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi anlamına geleceği ifade edilmiştir. Söz konusu Tebliğde ayrıca, idari para cezasına yönelik 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri dışında
Trafik Cezasına İtiraz ve Ödeme Emrinin İptali Read More »

