Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Ceza Miktarı, Medyana Gelen Zarar ve Tehlikenin Ağırlığı Dikkate Alınarak Belirlenir
Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Ceza Miktarının, Medyana Gelen Zarar ve Tehlikenin Ağırlığı Dikkate Alınarak Belirlenmesi Gerekir Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Ceza Miktarının Belirlenmesi: Suçun işlenişinde kullanılan araç, suçun işleniş biçimi, zamanı ve yeri göz önüne alındığında, sanık hakkında takdir edilen cezada alt sınırdan uzaklaşılması ile sanığın suçu işlediği anda savurduğu darbe sayısı, kaydettiği isabetin kalbe nafiz olması ve katılanın hayati tehlike varken acilen girdiği ameliyat sonrası yoğun bakıma alınıp 6 gün sonra taburcu edilmesi karşısında, medyana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nispetinde cezanın makul oranda belirlenmesi gerektiği hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte; meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre katılanın vücudundaki 4 isabetten sadece birinin hayati tehlike oluşturacak ve hayati bir organa (kalbe nafiz) yönelik olması, diğer yaralanmaların ise hayati tehlike doğurmamasının yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 87/1. maddesinde yer alan duyu veya organlarından birinin sürekli zayıflaması gibi sonuçlara sebebiyet verecek nitelikte de olmayıp basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte bulunmaları, katılanın yaralanmasının Türk Ceza Kanunu’nun 87/2. maddesinde yer alan vücudunda iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalık (örneğin; felç geçirmesi) veya bitkisel hayata girmesi, duyu veya organlarından birinin sürekli işlevini (örneğin; işitme veya görme kaybı) yitirmesi veya Türk Ceza Kanunu’nun 87/3. maddesinde yer alan hayat fonksiyonlarını etkileyecek düzeyde bir kemik kırık veya çıkığı gibi sonuçlara sebebiyet verecek durumda da olmayıp katılanın şifa ile taburcu edilmesi gözetildiğinde; sanık hakkında teşebbüs nedeniyle daha vahim olaylarda uygulama yeri bulunabilecek en üst hadden veya üst sınıra yakın ceza belirlenmesini gerektiren başkaca bir netice veya delil de bulunmadığı anlaşılmakla, Türk Ceza Kanunu’nun 35/2. maddesi uyarınca müebbet hapis cezası yerine 9 ila 15 yıl arasında belirlenmesi gereken ceza miktarının makul düzeyde belirlenmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince üst sınıra yakın şekilde 14 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin isabetli olmadığı kabul edilmelidir. (5237 s. K. m. 3, 35, 53, 58, 61, 62, 63, 81, 87) (5271 s. K. m. 307) Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2024/1-65 Karar No: 2024/370 Karar Tarihi: 27.11.2024 I. Hukuki Süreç Teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 81/1, 35/2, 62/1, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.06.2021 tarihli ve 480-246 sayılı hükme yönelik sanık müdafii ile katılan vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 21.10.2021 tarih ve 1808-2342 sayı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine yargılama yapan Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince 25.01.2022 tarih ve 611-40 sayı ile sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 81/1, 35/2, 62/1, 53, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin kurulan hükme yönelik sanık müdafi, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda 21.10.2021 tarih ve 1808-2342 sayı ile sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 62/1, 53, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, bu kararın da sanık müdafi ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.03.2023 tarih ve 7727-1106 sayı ile; “…Olay ve Olgular başlığının (B) paragrafındaki anlatım ve (A-3) paragrafındaki katılana ait adlî muayene raporu dikkate alınarak meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı karşısında dokuz yıldan onbeş yıla kadar ceza indirimi öngören 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca makul oranda ceza tayini yerine azamiye yakın oranda ceza belirlenerek fazla ceza tayin edilmesi… “ isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Direnme Kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ise 03.05.2023 tarih ve 1492-1305 sayı ile; “…Olay nedeniyle katılan hakkında düzenlenen Adli Tıp raporu ve Kalp Damar Cerrahi epikrizinde belirtildiği üzere; yapılan eko sonucu en kalın yerinde 2,2 cm olan, kalbi çepeçevre saran içinde hematom olduğu düşünülen perikardiyel effüzyon izlendiği, ameliyata alındığı, ameliyatta; perikard açılarak defibrine kanın boşaltıldığı, apexte 1,5 cm’lik kesigörülerek dikişle onarıldığı kayıtlı olup, tarif ve tespit edilen göğüs sol yan duvardaki kesici delici alet yaralanmasının; yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, buna göre kalbin en alt kısmı olan apexte kesi olduğu, meydana gelen kanamanın kalbi saran kese ile kalp arasında toplandığı, kalp yaralanması onarımı için ameliyata alındığı, zarın açılarak kanın temizlendiği ve apexteki kesinin dikildiği, dolayısıyla vücudun motoru durumunda olan kalbin etkin şekilde hedef alınması sonucu kalbin isabet aldığının sabit olduğu, bunun dışında katılanın vücudunun başka yerlerinde de birden fazla bıçak yarası daha saptandığı, olay anına ait kamera görüntüsünün çözümüne ilişkin bilirkişi raporunda sanığın toplam 15 kez elindeki bıçağı yere düşen katılanın vücuduna salladığının tespit edildiği, böylece ortaya çıkan kastının yoğunluğu, suçta kullanılan silahın elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi ile isabet oranı ve meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı nazara alındığında, eylemin öldürmeye teşebbüs olduğu kabul edilerek yapılan uygulamada, öldürmeye teşebbüs suçundan 9 yıldan 15 yıla kadar ceza öngören 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 35/2. maddesinin uygulanması sırasında üst sınıra yakın bir ceza tayini gerektiği…” şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnmeye konu bu hükmün de sanık müdafii, katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2023 tarihli ve 72956 sayılı ve bozma istemli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.01.2024 tarih ve 6971-345 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. Uyuşmazlık Konusu Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 35/2. maddesi uyarınca takdir edilen ceza miktarının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. Gerekçe A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun “Kasten öldürme” başlıklı 81.

