Askerlik Hizmeti Sırasında Verilen Zarar Nedeniyle Rücuen Tazminat Davasında Müteselsil Sorumluluk
Askerlik Hizmeti Sırasında Verilen Zarar Nedeniyle Rücuen Tazminat Davasında Müteselsil Sorumluluk Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2017/4-1493 Karar No: 2019/386 Karar Tarihi: 02.04.2019 Özet: Özel Daire bozma kararında yer alan “davalının olaydaki kusuru belirlendikten sonra tazminat hesabı yapılmalı, mahkemenin ret gerekçesi de indirim nedeni olarak nazara alınmalıdır.” ifadelerinin karar metninden çıkartılarak, yerine “davalının olay tarihindeki nöbet saatleri araştırılarak Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği’nin 636. maddesindeki düzenlemeye uyulup uyulmadığı belirlenmeli, davalı askere silah ve diğer teçhizatın kullanımı ile ilgili gerekli eğitimlerin verilip verilmediği araştırılmalı, olay ile ilgili ceza dosyası getirtilerek incelenmeli, bu suretle haksız fillin gerçekleşmesinde kusurlu olup olmadığı belirlendikten sonra kusurlu olduğunun tespit edilmesi hâlinde kusur oranına göre rücu edilecek tazminat hesabı yapılmalı, mahkemece davanın reddine gerekçe olarak gösterilen hususlar ise hakkaniyet gereğince yapılacak olan indirim nedeni olarak nazara alınmalıdır.” ifadelerinin eklenmesine, bu hâliyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve genişletilmiş nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. (2709 S. K. m. 72) (6098 S. K. m. 41, 50, 51) Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.07.2011 tarihli ve 2011/428 E., 2011/452 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.12.2012 tarihli ve 2012/690 E., 2012/20015 K. sayılı kararı ile, \”…Dava; askerlik hizmeti sırasında verilen zarar nedeniyle ödediği tazminatın, hadisenin oluşuna sebebiyet veren davalıya rucuuna ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin tümden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili; davalının, 11.11.2009 tarihinde 1. Hd.Tb.3.Hd. bl….lığı Çobanpınar, Yüksekova/Hakkaride gündüz nöbetinde iken silahını elinden düşürüp, ateş alan silahın diğer nokta nöbeti tutan P. Er…\’in 5. derecede maluliyet yaratacak şekilde yaralanmasına neden olduğunu belirterek davalının eyleminden dolayı davacı kurumun 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında yaralanana ödediği tazminatın davalıdan rücuen tazmini isteminde bulunmuştur. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece; davalının anayasal bir görevi herhangi bir ücret almadan yerine getirdiği, davalının askerlik ödevini icra ettiği yerin mevcut koşulları ve askerin psikolojik durumu, davalının 18 saat nöbet tutarak amirlerinin bilgisi dahilinde nöbet yerinden ayrılıp boya ve badana işine de yardım ettiği sırada olayın gerçekleşmiş olduğu göz önüne alınarak hakkaniyet gereği tazminat ile sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Rücuun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. Borçlar Kanununun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde hükmüne göre, ilgililerin birbirine karşı rücu haklarının olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimsenin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki (birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da) belirtilen kural geçerlidir. Öyle ise çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır. Hakkaniyet, kapsam belirlemede etkin ise de; kusur onun ile birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalının Anayasanın 72. maddesi gereği askerlik ödevi sırasında hizmetin karşılığında ücret almaması ve Anayasal ödevde bulunması, dolayısı ile onun tazminattan sorumlu tutulmaması kusur öğesinin kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Şu durumda davalının olaydaki kusuru belirlendikten sonra tazminat hesabı yapılmalı, mahkemenin ret gerekçesi de indirim nedeni olarak nazara alınmalıdır. Bu nedenlerle eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozulmasını gerektirmiştir…\” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’dan kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili; davalının askerlik görevini yaptığı Hakkari Yüksekova 1. Hudut Taburu 3. Hudut Bölük Komutanlığında 11.11.2009 tarihinde gündüz nöbeti tutarken silahını elinden düşürdüğünü, ateş alan silahın diğer noktada nöbet tutan Piyade Er…\’i 5. derecede maluliyet yaratacak şekilde yaraladığını, davalının eyleminden dolayı müvekkili idarenin yaralanan…\’e 2330 sayılı Kanun gereğince 02.03.2011 tarihinde 20.599,71TL ödeme yaptığını, yapılan ödemenin davalıdan rücuen tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.599,71TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; olayın 11.11.2009 tarihinde saat 17.38 sıralarında nöbet mevziinde meydana geldiğini, müvekkilinin 10.11.2009 tarihinde 12 saat süren nöbetini devredip 5 saat uyuduktan sonra aynı gün saat 12.00 de bir kez daha 6 saat sürecek gündüz nöbeti tutmaya başladığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin son 24 saatinin 18 saatini nöbette geçirmesinin etkili olduğunu, nöbet süreleri ile ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 636. maddesindeki düzenlemeye uyulmadığını, müvekkilinin olay günü mevzide nöbet tutmakta iken telsiz anonsundan gelen emir ile nöbet yerini terk ederek boya ve badana malzemelerini başka bir yere taşımak zorunda kaldığını, olayda tüm sorumluluğun müvekkilini nöbet yerini terk etmeye zorlayan üstlerine ait olduğunu, müvekkilinin mevziden ayrıldığı sırada tüfeğinin duvara takıldığını ve yere düşerek patladığını, silahın ateş alması sonucu yaralanan…’in olay sırasında bu mevziin içinde bulunduğunu, mevziin dar fiziki koşullarının kazanın meydana gelmesinde etkisinin olduğuna, müvekkilinin kastı ve kusuru olmaksızın meydana gelen bir kaza nedeniyle yaralanan askere ödenen tazminatın müvekkilinden tahsil edilmesinin adalet ve hakkaniyet kuralları ile bağdaşmadığını, müvekkilinin Anayasa’nın 72. maddesi gereğince zorunlu askerlik görevini ifa ettiğini, bu hizmeti karşılığında herhangi bir ücret almadığını, Yargıtayın istikrarlı içtihatlarına göre kusurlu olsa bile hakkaniyet ilkesi uyarınca tazminatın tümünden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan güvenliğin sağlanması ile ilgili hizmetlerden kast dışında meydana gelen zararların hizmet kusuru ilkesi uyarınca idarece karşılanması gerektiğini, rücuen tazminat davalarında BK’nın 50. maddesinin hâkimin takdirini temel aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davalının anayasal bir görevi herhangi bir ücret almadan yerine getirdiği, dolayısıyla hakkaniyet ilkesi uyarınca tazminatın tümünden sorumlu tutulamayacağı, davalının askerlik ödevini ifa ettiği yerin mevcut koşulları ve askerin psikolojik durumu, olayın meydana geldiği günde davalının 18 saat nöbet tutarak amirlerinin bilgisi dahilinde nöbet yerinden ayrılıp boya ve badana işine yardım ettiği hususları da göz önüne alındığında tazminattan sorumlu tutulmasının hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece; davalının bulunduğu kurumda ast üst ilişkisi hiyerarşisine göre ast konumunda olup verilen emirleri yerine getirmek zorunda olduğu, emirleri yerine getirmemesi hâlinde kusurlu sayılacağı, yine TSK İç

