AİHM Kavala Kararı (No. 2)
AİHM Kavala Kararı (No. 2) – Başvuru No: 2170/24 © Büyük Daire tarafından verilen AİHM Kavala Kararı (No. 2) kesindir ancak redaksiyonel / editöryal revizyona tabi olabilir. AİHM Kavala Kararı (No. 2)’nın bu gayriresmi çevirisi, İnsan Hakları Hukukçusu ve AİHM Eski Hukukçusu Dr. Orhan ARSLAN tarafından yapılmıştır. 2026. Tercümana ve web sitesine atıfta bulunmak kaydıyla alıntı yapılabilinir. AİHM Kavala Kararı – Büyük Daire Madde 35 § 1 • İç hukuk yollarının tüketilmesi • Somut davanın kendine özgü koşullarında etkinliği ciddi biçimde zedelenmiş olan Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvurunun sonucunu Avrupa Mahkemesine başvurmadan önce beklemediği için başvurucuya kusur atfedilemeyeceği • Başvurucunun kesintisiz olarak sekiz buçuk yıl boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması • Mevcut tüm iç hukuk yollarının sonuç alınamadan, tutarlı, özenli ve tereddütsüz bir biçimde tüketilmesi • Avrupa Mahkemesinin bağlayıcı kararlarının (Kavala / Türkiye ve Kavala / Türkiye (ihlal prosedürü) [BD]) ısrarla icra edilmemesi ve ulusal beraat kararının fiili bir sonuç doğurmaması • Başvurucunun iki bireysel başvurusuna ilişkin Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamalarda açıkça aşırı gecikmeler yaşanması • Söz konusu başvuru yolunun, Anayasa Mahkemesinin usuli eylemsizliği sebebiyle makul bir süre içinde incelenme ihtimali sunmaması Madde 10 ve Madde 11 • İfade özgürlüğü • Barışçıl toplanma özgürlüğü • Gezi Parkı olayları sırasındaki şiddet eylemlerinin planlanması, koordine edilmesi veya yönlendirilmesindeki stratejik rolü gerekçesiyle, somut dahli incelenmeksizin başvurucunun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması • Mahkûmiyetin doğrudan insan hakları savunuculuğu faaliyetiyle veya Gezi Parkı olaylarındaki katılımıyla bağlantılı fiillere dayandırılması • Sözleşme ile korunan hukuka uygun sivil toplum faaliyetlerinin, son derece ağır bir suçun maddi unsuru ile eşdeğer tutulması • Ağır Ceza Mahkemesinin Ceza Kanunu’nu yorumlayışının, başvurucunun doğrudan bir katılımı, azmettirmesi veya kolaylaştırması bulunmaksızın, üçüncü kişiler tarafından işlenen şiddet eylemlerinden dolayı cezai sorumluluğun dolaylı olarak başvurucuya yüklenmesine yol açması • Açıkça orantısız cezai külfet • Söz konusu yorumun 10. ve 11. maddelerde güvence altına alınan özgürlüklerin kullanımı üzerinde son derece ciddi bir caydırıcı etki yaratmasının muhtemel olması • İlgili ceza hukuku hükmünün kapsamının genişletilmesinin keyfi müdahalelere karşı zorunlu asgari korumayı sağlamamış olması ve “kanunla öngörülmüş” olmaması Madde 6 § 1 (ceza) • Başvurucu aleyhine yürütülen ceza yargılamasında, hem yargılamanın hakkaniyetini hem de mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini etkileyen ciddi eksiklikler bulunması • Suçun cebir ve şiddet kullanımını zorunlu kılmasına karşın, başvurucunun faaliyetleri ile söz konusu şiddet olayları arasındaki illiyet bağının incelenmemesi • Savunma tarafından dinlenilmesi talep edilen kilit tanıkların dinlenilmesinin, yeterli usuli dengeleyici güvenceler sağlanmaksızın veya istinaf ve Yargıtay tarafından etkili bir denetime tabi tutulmaksızın basmakalıp gerekçelerle reddedilmesi • Mahkûmiyetin, aksini ispat yükünü sanığa yükleyecek biçimde, büyük ölçüde bağlamsal ve yeterince bireyselleştirilmemiş çıkarımlara dayandırılması • Ulusal mahkemelerin başvurucu aleyhine ceza hukukunu keyfi ve öngörülemez biçimde yorumlayarak davanın açıkça mantıksız bir sonuca ulaşmasına yol açması • Mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususunda meşru şüpheler uyandırmaya elverişli birbiriyle örtüşen unsurların bulunması • Dosyanın bir mahkemeden diğerine art arda devredilmesi • Unsurların, Türkiye’de yargı bağımsızlığını etkileyen yapısal eksikliklerin oluşturduğu daha geniş bağlam ışığında değerlendirilmesi gerekliliği • Başvurucunun adil yargılanma hakkının özünü temelden zedeleyen eksiklikler Madde 5 § 1 • Madde 5 § 1 (c) ve (a) • Başvurucunun bir bütün olarak değerlendirilen özgürlükten yoksun bırakılma sürecinin Madde 5 § 1 gereklilikleriyle bağdaşmaması • Makul şüphelere dayanmayan ve Sözleşme’de sayılan meşru amaçların hiçbirini gütmeyen keyfi tutukluluk • Yetkili makamların başvurucunun tutukluluğunun devamını sağlamak ve iç hukukun gereklerini dolanmak amacıyla alternatif gerekçeler arayarak kötü niyetle hareket etmesi • Başvurucunun mahkûmiyet sonrası tutukluluğunun, adil yargılanmanın temel güvenceleriyle bağdaşmayan bariz bir adalet inkârının yaşandığı yargılama sonucunda verilen cezanın infazına dayanması sebebiyle hukuka aykırı olması • Söz konusu özgürlükten yoksun bırakmanın Sözleşme kapsamında kabul edilebilir hiçbir yasal dayanağının bulunmaması Madde 18 (Madde 5 § 1, 6 § 1, 10 ve 11 ile bağlantılı olarak) • Sözleşme’de öngörülmeyen amaçlarla getirilen kısıtlamalar • Başvurucu hakkındaki ceza kovuşturmasının, tutukluluğunun devamının ve mahkûmiyetinin esasen gizli/art niyetli bir saikle, yani Gezi Parkı gösterilerindeki rolü ve bir insan hakları savunucusu olarak görüşlerini ifade etmesi sebebiyle kendisini cezalandırmak ve sesini kısmak amacıyla yürütülmesi Madde 3 (maddi yönden) • İnsanlık dışı veya aşağılayıcı ceza • Kişisel durumundaki değişiklikler veya tehlikelilik düzeyi dikkate alınarak tahliye ya da cezanın gözden geçirilmesi imkânı tanınmaksızın başvurucunun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması • İndirilemez/tahliyesiz müebbet hapis cezasının verildiği andan itibaren Madde 3 ile bağdaşmazlık oluşturması Madde 46 • Kararın icrası • Bireysel tedbirler • Davalı Devletin başvurucunun mümkün olan en kısa sürede tahliyesini sağlamakla, Sözleşme hukuku açısından hükümsüz sayılan söz konusu mahkûmiyetin sonuçlarını ortadan kaldırmakla ve tespit edilen ihlallere karşı etkili bir giderim sağlamakla yükümlü olması Genel tedbirler • Davalı Devletin; insan hakları savunucuları, siyasi muhalifler ve gazeteciler hakkında kapsamı geniş yorumlanan veya yapay biçimde büyütülen suç isnatlarıyla kovuşturma açılması ve bu kişilerin hapsedilmesi şeklindeki sistematik sorunu çözmekle yükümlü olması • Davalı Devletin, yargının bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini zedeleyen yapısal eksiklikleri gidermekle yükümlü olması • Avrupa Mahkemesi kararlarının icrasına ilişkin ihlal prosedürlerine ulusal düzeyde öncelik tanınması zorunluluğu • Davalı Devletin, Vinter ve Diğerleri / Birleşik Krallık [BD] kararında belirlenen ilkelerle uyumlu bir prosedür getirerek, gerçek bir koşullu salıverilme perspektifi sunan bir mekanizmanın bulunmadığı indirilemez müebbet hapis cezalarının infazına dair sistemsel sorunu çözmekle yükümlü olması Strasbourg – 25 Ağustos 2026 Usul 1. Dava, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaşı olan Sayın Mehmet Osman Kavala (“başvurucu”) tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca 18 Ocak 2024 tarihinde Mahkemeye yapılan başvuruya (no. 2170/24) dayanmaktadır. 2. Başvurucu, Middlesex Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Profesörü Sayın Philip Leach ve Oxford Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Sayın Başak Çalı tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı ve Hükümet Eş-Temsilcisi Sayın Abdullah Aydın tarafından temsil edilmiştir. 3. Başvuru, Mahkeme İçtüzüğü’nün 52 § 1 maddesi uyarınca Mahkemenin İkinci Bölümüne tahsis edilmiştir. 21 Mart 2024 tarihinde Bölüm Başkanı, İçtüzüğün 41. maddesini uygulamaya ve başvurucunun başvuruya öncelik tanınması talebini kabul etmeye karar vermiştir. Başvuru aynı tarihte Hükümete tebliğ edilmiştir. 4. 16 Aralık 2025 tarihinde İkinci Bölüm Dairesi, yargı yetkisini Büyük Daire lehine devretmeye karar vermiştir (Sözleşme’nin 30. maddesi ve İçtüzüğün 72. maddesi). 5. Büyük Dairenin bileşimi, Sözleşme’nin 26 §§ 4 ve 5 maddeleri ile İçtüzüğün 24. maddesi uyarınca belirlenmiştir. 6. Başvurucu ve Hükümet, davanın esasına ilişkin yazılı görüşlerini sunmuşlardır (İçtüzük
AİHM Kavala Kararı (No. 2) Read More »

