AİHM Yasak Kararı: Suçun Manevi Unsuru ve Kanunsuz Ceza
AİHM Yasak Kararı: Suçun Manevi Unsurunun Oluşup Oluşmadığı Değerlendirilmeden Örgüt Üyeliği Suçlamasıyla Ceza Verilmesi © Kanunsuz Ceza Olmaz ilkesinin ihlaline ilişkin AİHM Yasak Kararı kesindir ancak redaksiyonel / editöryal revizyona tabi olabilir. AİHM Yasak Kararı (Büyük Daire)’nın bu gayriresmi çevirisi, İnsan Hakları Hukukçusu ve AİHM Eski Hukukçusu Dr. Orhan ARSLAN tarafından yapılmıştır. 2026. Tercümana atıfta bulunmak kaydıyla alıntı yapılabilinir. AİHM Yasak Kararı’nın tam metni için tıklayınız. AİHM Yasak Kararı (Başvuru No: 17389/20) Büyük Daire – Karar Dava, başvurucunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 314. maddesinin 2. fıkrası uyarınca silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkum edilmesi ve ayrıca Çorum Cezaevi’nde cezasını çekmesi sırasında maruz kaldığı gözaltı koşullarıyla ilgilidir. Dava, Sözleşme’nin 7. ve 3. maddeleriyle ilgili sorunları gündeme getirmektedir. Dava, 2 Nisan 2020 tarihinde Türk vatandaşı Şaban Yasak (“başvurucu”) tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkeme’ye Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan başvurudan (no. 17389/20) kaynaklanmaktadır. Başvuru, başlangıçta Mahkeme’nin İkinci Dairesi’ne tahsis edilmiştir (Mahkeme İçtüzüğü’nün 52. maddesinin 1. fıkrası). 19 Şubat 2021 tarihinde Hükümete, Sözleşme’nin 3. ve 7. maddeleri kapsamındaki başvurucunun şikayetleri tebliğ edilmiştir. Başvurunun geri kalan kısmı (özellikle başvurucunun 6. madde kapsamındaki şikayeti), İçtüzüğün 54. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kabul edilemez ilan edilmiştir. 27 Ağustos 2024 tarihli bir kararda, İkinci Bölüm Dairesi, Çorum Cezaevi’ndeki gözaltı koşullarına ilişkin Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki şikayeti ve ayrıca 7. madde kapsamındaki şikayeti oybirliğiyle kabul edilebilir bulmuştur. 2. Daire, başvurunun geri kalan kısmını ise oybirliğiyle kabul edilemez bulmuştur. Ayrıca, daire, oybirliğiyle, Sözleşme’nin 3. veya 7. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmış, Yargıç Krenc’in mutabık görüşü karara eklenmiştir. 26 Kasım 2024 tarihinde başvurucu, Sözleşme’nin 43. maddesi uyarınca davanın Büyük Daire’ye sevk edilmesini talep etmiştir. 16 Aralık 2024 tarihinde Büyük Daire’nin bir heyeti bu talebi kabul etmiştir. Büyük Daire’nin üyeleri, Sözleşme’nin 26. maddesinin 4. ve 5. fıkraları ile Kural 24’ün hükümlerine göre belirlenmiştir. Başvurucu ve Hükümet, davanın esası hakkında ayrı ayrı ek yazılı görüşler sunmuştur (Kural 59 § 1). Ayrıca, Büyük Daire Başkanı tarafından yazılı usule müdahil olmaya davet edilen Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele ve İnsan Hakları Özel Raportörü Ben Saul’dan üçüncü taraf görüşleri alınmıştır (Sözleşme’nin 36. maddesinin 2. fıkrası ile İçtüzüğün 44. maddesinin 3. fıkrası ve 71. maddesinin 1. fıkrası). Büyük Daire Başkanı, Avrupa Ceza Avukatları Birliği ve İtalyan İnsan Hakları Federasyonu’na (FIDU) yazılı usulde müdahale izni vermiş olup, bu kuruluşlardan da yazılı görüşler alınmıştır (ibid.). 7 Mayıs 2025 tarihinde Strazburg’daki İnsan Hakları Binası’nda kamuya açık bir duruşma gerçekleştirilmiştir. Sözleşmenin 7. Maddesinin İhlali İddiası Başvuran, mahkum edildiği fiillerin, işlendiği iddia edilen tarihte yasal olduğunu ve yetkililerin bu fiiller için cezai sorumluluk yükleyerek ilgili hukuk kurallarını geniş bir şekilde yorumladıklarını ve böylece Sözleşme’nin 7. maddesinde yer alan “kanunsuz ceza olmaz” ilkesini keyfi bir şekilde göz ardı ettiklerini ileri sürmüştür. Söz konusu maddenin ilgili kısmı şu şekildedir: “1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez…” A. Daire Kararı Daire, oybirliğiyle, Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir. Bu sonuca varırken, öncelikle mevcut davanın, mahkumiyetin esas olarak ByLock iletişim uygulamasının kullanımına dayandığı ve 314. Maddenin 2. fıkrası kapsamındaki suçun unsurlarının bireysel olarak ispatlanmadığı Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye ([GC], no. 15669/20, 26 Eylül 2023) davasında ele alınan durumdan farklı olduğunu vurguladı. Ancak Mahkeme, mevcut davada başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliği suçundan suçlu bulunduğunu ve esasen 2011 ile 2014 yılları arasında işlenen fiiller nedeniyle ve çok çeşitli delillere dayanılarak yukarıda belirtilen hüküm uyarınca mahkum edildiğini belirtmiştir. Yasanın erişilebilirliği ile ilgili olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 314. maddesinin 2. fıkrasının, söz konusu dönemden çok önce, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yürürlükte olduğunu belirtmiştir. (AİHM Yalçınkaya Kararı’nın Türkçe Çevirisine ve karara ilişkin değerlendirmelere sitemizden ulaşabilirsiniz.) Daire, başvuranın yetkililerin onu mahkum ederken Sözleşme’nin 7. maddesini iki açıdan ihlal ettiğini iddia ettiğini belirtmiştir: İlk olarak, FETÖ/PDY, başvuranın suçlandığı fiilleri işlediği iddia edilen tarihte “silahlı terör örgütü” olarak tanımlanmamıştır. İkinci olarak başvuran, yasal fiilleri ve ilgili kanunların geniş yorumlanmasının sonucu olarak mahkum edilmiştir. FETÖ/PDY’nin terör örgütü olarak tanımlanmasıyla ilgili olarak, Daire, başvurucunun, olayın gerçekleştiği tarihte FETÖ/PDY’nin terör örgütü olarak yasal olarak tanınmadığı gerekçesiyle 7. maddenin ihlal edildiğini iddia ettiğini belirtmiştir. Ancak Daire, Türk hukukuna göre, bir grubun henüz yasal olarak terör örgütü olarak sınıflandırılmamış olmasının, üyelerinin bilerek ve isteyerek hareket etmiş olmaları koşuluyla, önceki eylemleri için cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, Daire’ye göre asıl mesele, söz konusu dönemde FETÖ/PDY’nin resmi olarak terör örgütü olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmadığı değil, iç hukuk ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 314. maddesinin 2. Fıkrası ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda ve Yargıtay içtihadında tanımlanan suçun unsurları ışığında başvurucunun mahkumiyetinin öngörülebilir olup olmadığıydı. Başvuranın, yasal fiilleri nedeniyle ve ilgili kanunların geniş yorumlanması sonucu mahkum edildiği yönündeki iddiasına ilişkin olarak, Daire öncelikle ilgili hükümleri ve bunların yerel mahkemeler tarafından yapılan yorumlarını inceledi. Yüksel Yalçınkaya kararına atıfta bulunarak, suçun Türk hukukunda Sözleşme’nin 7. maddesindeki yasallık ilkesine uygun olarak tanımlandığını belirtmiştir. (AİHM Yalçınkaya Kararı’nın Türkçe Çevirisine ve karara ilişkin değerlendirmelere sitemizden ulaşabilirsiniz.) Suçun maddi ve kasıt unsurlarına ilişkin olarak, Daire, başvurucunun yasalara uyan bir tüzel kişilik kapsamında hareket etmediğini, ancak öğrencileri üye yapmak ve kamu kurumlarına sızmak amacıyla tasarlanmış faaliyetlere katıldığını ve yerel mahkemelerin, bu faaliyetlerin, üniversite giriş sınavlarında ve memuriyet seçmelerinde hile gibi yasadışı eylemlere de başvurmuş olan örgütün amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla gizlice yürütüldüğünü tespit ettiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, Dairenin görüşüne göre, suçun maddi unsuru, başvuranın kendisini örgütün emrine vermiş olması, örgütün hiyerarşik yapısına entegre olmuş olması ve örgütün adına gizli, yoğun ve sürekli faaliyetlerde bulunmuş olması gerçeğinde yatmaktadır. Kasıt unsuruna ilişkin olarak, Daire bu davayı, sadece ByLock’un kullanılmasıyla terör örgütü üyeliğinin kasıtlı olarak kabul edildiği Yüksel Yalçınkaya davasından ayırmıştır. Mevcut davada Daire, yerel mahkemelerin, başvuranın örgütün gizli yapısındaki aktif rolünü gösteren çok çeşitli delillere dayanarak suç kastını tespit ettiğini belirtmiştir. Ayrıca, Daire, yerel mahkemelerin içtihadına atıfta bulunarak, sanığın FETÖ/PDY’nin gerçek niteliğinden habersiz olduğunu iddia etmesi durumunda, bu iddianın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 30. maddesi uyarınca, hata bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu değerlendirme, sanığın örgüt içindeki konumunu ve kendisine isnat edilen fiillerin niteliğini ele almalıdır. Daire, yerel mahkemelerin kasıt unsuruna ilişkin yorumunun öngörülebilir ve ceza hukuku
AİHM Yasak Kararı: Suçun Manevi Unsuru ve Kanunsuz Ceza Read More »

