Kadastro Davalarında Keşif Yapılması ve Tanıkların Taşınmazın Başında Dinlenmesi Zorunlu mu
Kadastro Davalarında Keşif Yapılması ve Tanıkların Taşınmazın Başında Dinlenmesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2017/480 Karar No: 2019/981 Karar Tarihi: 01.10.2019 Mahkemesi: Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bulancak Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 10.10.2013 tarihli ve 2009/185 E., 2013/130 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/4449 E., 2014/14443 K. sayılı kararı ile: “…Kadastro sırasında Ata Köyü çalışma alanında bulunan, 121 ada 2 parsel sayılı 4.709,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz …, 121 ada 24 ve 51 parsel sayılı sırasıyla 3.109,16 ve 1.408,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar …, 121 ada 11 parsel sayılı 3.701,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz …, 121 ada 4 ve 27 parsel sayılı sırasıyla 1.368,69 ve 3.901 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar … adına tapu kaydına, satın almaya, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları pay tapu kaydına dayanarak tapudaki payları oranında adlarına tapuya tescili için dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmazların tespit dayanağı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, tapu kayıt maliklerinin paylarını haricen davalı tarafa sattığı, davalı taraf lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesinde yazılı olan şartların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme uygulama hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi davacı taraf tanıklarını bildirdiği halde tanıklarının dinlenmemesi, bu şekilde davacı tarafın savunma hakkının kısıtlanması da doğru değildir. Tarafların tespit dayanağı tapu kayıtlarının kapsamına ilişkin bir itirazları bulunmamaktadır. Ancak davalı taraf, davacıların tapudaki paylarını kendilerine haricen sattıklarını, tespit dayanağı tapu kayıtlarında davacıların paylarının kalmadığını iddia etmişlerdir. Nitekim dosya arasında davacılar … ile …, … ve …’nin murisi …’nin davalılardan …’ün babası …’e satışına ait 05.12.1993 tarihli senedi, yine davalı taraf dayanağı 17.1.1994 ve 21.11.2005 tarihli senetleri mevcuttur. Diğer yandan dava dışı 121 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının edinme bölümü dikkate alındığında davacılardan …’nun tespitte tapunun paydaşlarından …’nin paylarını cebri icra yoluyla satın aldığı fakat 2002 yılında …’nin kızı …’ye haricen sattığına dair teknisyen huzurunda muvafakat verdiği, yine dava dışı 121 ada 6, 25, 26, 49 ve 50 parsellerdeki harici satışlara da muvafakat verdiği görülmektedir. Mahkemece tespit dayanağı tapu kayıtları tesisinden itibaren tedavülleri ile birlikte getirtilerek davacıların payları kesin olarak belirlenmeden, davalı taraf dayanağı senetler gereği gibi yerine uygulanmadan ve harici satışlar dikkate alınmadan karar verilmiştir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları tesisinden itibaren tedavülleri ile birlikte eksiksiz getirtilmeli, davacıların payları kesin olarak belirlenmeli, davacıların tapu kayıt malikleri ile akdi ve irsi ilişkisi konusunda gerekirse bilirkişiden rapor alınmalı, daha sonra mahallinde keşif yapılarak yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, senet tanıkları ve fen bilirkişi katılımıyla keşif yapılmalı, senetlerdeki satışların tespit dayanağı tapu kayıtlarındaki paylara ilişkin olup olmadığı ve satın alanlar lehine taşınmaz tespit edilip edilmediği araştırılmalı, aynı davacılar tarafından aynı nedene dayanılarak açılan başka davaların da mevcut olduğu belirlendiği takdirde bu davaların birleştirilmesi gereği nazara alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğü…” gerekçeleriyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Davacılar vekili; çekişme konusu Bulancak ilçesi Ataköy’de kain 121 ada 1, 2, 4, 11, 24, 27 ve 51 parsel sayılı taşınmazların müvekkillerine ait 17.09.2001 tarih, cilt no: 281, sayfa no: 25 sayılı tapu kaydı kapsamında kalmasına rağmen tapu kayıt sınırları dışında kabul edilerek müvekkilleri adlarına tespitlerinin yapılmadığını, müvekkili …’nun taşınmazlardaki hisselerini Bulancak İcra Müdürlüğünün yapmış olduğu açık arttırma neticesinde satın aldığını ileri sürerek tapu kayıtlarına göre müvekkillerinin hissedarı oldukları çekişme konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında 121 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmiştir. Davalılar; davaya konusu taşınmazların atalarından intikal ettiğini, sonrasında da satış senetleriyle satın aldıklarını, davacıların dava konusu taşınmazlarda kullanımlarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Yerel mahkemece; keşif sırasında alınan ortak ve uyumlu beyanlara göre, dava konusu taşınmazların çok eski zamanlardan beri davalıların dedeleri, babaları ve hâlen davalılar tarafından tespit tarihine kadar malik sıfatı ile zilyet olarak nizasız fasılasız bir şekilde kullanıldığı, taşınmazlara ilişkin tespit tutanaklarının arasında ve dava dosyası içerisinde mevcut olan; keşif sırasında da uygulanan 05.12.1993 ve 17.01.1994 tarihli satış ve devir senetlerinin kadastro tespitinde delil ve muvafakat niteliğinde düzenlendiği, davacıların dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit tarihine kadar ve hâlen herhangi bir zilyetliklerinin ve tasarruflarının bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda tarafların delillerini sunabilecekleri sürelerin belirli ve sınırlı olduğu, dava dosyasının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na göre resen yürüyecek davalardan olmadığı gerekçeleriyle açılan davanın reddine, dava konusu 121 ada 4, 11, 24, 27 ve 51 nolu parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Davacılar vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel mahkemece; önceki gerekçelere ek olarak, davacı vekilinin 19.04.2013 tarihinde yapılan keşfe ilişkin mazeret dilekçesinin keşif saatinden çok sonra mahkeme kalemine geldiği gibi mazeretin belgelendirilmediği, keşif gün ve saati itibarı ile tebligat süresi dikkate alındığında davacı tanıklarının keşif mahallinde de kendileri tarafından hazır edilmediği, bu nedenle dinlenilemediği, mahkemenin tensip tutanağı ile dava konusu taşınmazların, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte istenildiği, yine davacı tarafın dayandığı, 2001 tarihli 25 sıra nolu tapu kaydının da Bulancak Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile istenildiği, yazı cevaplarının geldiği, mahkemece yapılan keşifte Ocak 1949 tarih ve 40 nolu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yine 05.12.1993 tarihli satış devir senedi, 17.01.1994 tarihli satış devir senedi, 21.11.2005 tarihli gayrimenkul satış senedi ve harici satış hususunun bilirkişilere, tespit bilirkişilerine ayrı ayrı sorulduğu, fen bilirkişisi tarafından gerekli notlar alınarak bilirkişi raporunda belirtildiği, dosyanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na göre resen görülmesi gereken davalardan olmadığı, tarafların kendi delillerini tanıklarını kendilerinin bildirmesi gerektiği, senet tanıklarının resen kadastro mahkemesince dinlenmesinin bu nedenle yasaya uygun olmadığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı

