İşçilik Alacağına ilişkin Ek Dava Açılması
İşçilik Alacağına ilişkin Ek Dava: Açılan Ek Davanın Derdestlik Nedeniyle Reddedilmesi, Mahkemeye Erişim Hakkının İhlalidir. Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Mustafa Yıldırım (Başvuru No: 2022/34110) Karar Tarihi: 14/10/2025 R.G. Tarih ve Sayı: 11/2/2026 – 33165 Birinci Bölüm – Karar Başkan: Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler: Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, İrfan FİDAN, Yılmaz AKÇİL Raportör: Mutlu ALAF Başvurucu: Mustafa YILDIRIM I. Başvurunun Konusu 1. Başvuru, işçilik alacağına ilişkin açılan ek davanın derdestlik dava şartı dolayısıyla reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. Başvuru Süreci 2. Başvuru 22/2/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. III. Olay ve Olgular 4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar şöyledir: 5. Başvurucu, fazla mesai ücreti alacağı için 100 TL’lik belirsiz alacak davası açmıştır. Kayseri 6. İş Mahkemesinde görülen davada aldırılan 3/6/2020 tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun 15.688,14 TL fazla mesai ücreti alacağı olduğu tespit edilmiştir. 6. 26/8/2020 tarihli duruşmada başvurucu vekili, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, dava dilekçesinde talep edilen 100 TL fazla çalışma ücreti alacağının kabulüne miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar vermiştir. 7. Başvurucu 27/8/2020 tarihinde ıslah harcı yatırmadığı için 100 TL üzerinden karar verildiği, bilirkişi raporuna göre 15.688,14 TL alacağının olduğunun tespit edildiği, bu hususun mahkeme kararı ile kesinleştiği gerekçesiyle 15.000 TL tutarında ek dava açmıştır. 8. Kayseri 5. İş Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada Mahkeme 9/12/2020 tarihli kararı ile başvurucunun davasının derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesinde başvurucunun Kayseri 6. İş Mahkemesinde fazla mesai alacağını belirsiz alacak davası olarak açtığı, tahkikat tamamlanıncaya kadar talebini artırmadığı, belirsiz alacak davası ile alacağın tamamını dava konusu yaptığı, bu nedenlerle başvurucunun ek dava açamayacağı değerlendirmesini yapmıştır. Bu hususta Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin de bir kararına atıf yapmıştır. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 9. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi (Daire) 6/1/2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, gerekçesinde başvurucunun Kayseri 6. İş Mahkemesinde fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin açtığı davada ıslah harcı yatırmadığı için davanın 100 TL üzerinden karara bağlandığına işaret etmiştir. Başvurucunun bireysel başvuruya konu dava ile Kayseri 6. İş Mahkemesinde görülen davada alınan bilirkişi raporuyla belirlenen miktarlar üzerinden davanın kabulünü talep ettiği tespitini yapmıştır. Daire; başvurucunun Kayseri 6. İş Mahkemesinde görülen davasında fazla mesai alacağını belirsiz alacak davası olarak talep ettiği, Mahkemece başvurucunun davasının derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddedilmesine dair hükmün yerinde olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. 10. Nihai kararı başvurucu 8/2/2022 tarihinde öğrenmiş, süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İlgili Hukuk 11. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun “Belirsiz alacak ve tespit davası” başlıklı 107. maddesinin ilk hâli şöyledir: “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.“ 12. 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 107. maddesinin başlığı “Belirsiz alacak davası” şeklinde değiştirilmiş, ayrıca ikinci fıkrası değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. 6100 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 7251 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değişik hâli şöyledir: “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)” 13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun “Kısmi dava” başlıklı 109. maddesi şöyledir: “(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” 14. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Dava şartları şunlardır: … ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması…” 15. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun “Kesin hüküm” başlıklı 303. maddesi şöyledir: “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.” V. İnceleme ve Gerekçe 16. Anayasa Mahkemesinin 14/10/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü 17. Başvurucu; ilk açılan davanın ıslah etmeksizin kesinleştiğini, sehven ıslah yapmayı unuttuğunu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kapandıktan sonra 9. Hukuk Dairesinin görüş değiştirdiğini, bilirkişi raporundan sonra ıslahla artırım yapılabiliyorsa ek dava ile artırım yapılabileceğini, kanunda bu konuda açık hüküm olmadığını, bu yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca gerekçede emsal olarak gösterilen kararın
İşçilik Alacağına ilişkin Ek Dava Açılması Read More »

